Monday, May 21, 2007

anılaaaaar

çocukluguma dair aklımdan cıkmayan sahneler/olaylar/düşünceler


tabii ki arı mayalı silgi tarzı bi geyikten bahsetmiyorum...


-sam brown'ın "stop" şarkısındaki stop hareketi

-pop saati programındaki hissiz sunucu

-25. saat adlı anlamsız programın cingılı

-anaokulundaki "kurabiye canavarının agzına attıgı kurabiyeler nereye gidiyo" tartışması

-filo maket adlı kinder surprise tarzı ürün ve abimin her bakkala gittiğinde ondan getirmesi

-abimin odasında devamlı lehim yapması ve korkutucu lehim aleti (cıs o cısss)

-annanemin apartmanının kare şeklindeki küçük bahçesinde otistik gibi sonsuza kadar dört dönmek

-abimin bana iki tekerlekli bisiklete binmeyi öğretme çabaları

-dansa davet adlı acımasız oyun (bütün çiftler kimsenin dansa davet etmediği sona kalan kişiyi dövüyodu daha acımasız ve olumsuz bir toplumsal mesaj taşıyanbi oyun olabilir mi?)

-her yaz teyzemlerin silivrideki yazlığına gitmemiz ve ordaki en iyi arkadaşım deniz'le yaramazlık yapmamız, denizin annesinin onu alman disipliniyle cezalandırmasıve benim annemin çok kızmasına rağmen ceza vermemesi

-yine aynı yazlık ortamında devamlı düşüp dizimi kanatınca annem tentürdiyot sürmesin diye acele acele yaraya bepanten sürüp dışarı koşmam

-sahilde frigo yemek

-annemin kaybolmamdan korkup "saat başı gel kendini göster" demesi ve saat başı gidip "meraba anne, hoşçakal anne" esprisini yapmak zorunda kalmam

-abimin kaykay kayması

-fenerbahçedeki ev sahibimizin beline kemer yerine halat bağlaması ve babamla tavla oynaması

-fenerbahcedeki ev sahibimizin dairesinin kapısında asılı olan çapa

-michael jackson'ın devamlı gündemde olması, seda sayan ve esra ceyhan'ın olmaması

-annem babam ve abimin almanyaya gitmesi, "almanya'ya gitme"nin ne demek olduğunu anlamamam, abimin gitmeden önce bana sonra verilmek üzere, üstünde uçak resmi olan bi kart bırakması ve kartın içinde "biz şimdi bu uçaktayız" yazması, beynimin yanması

-ucunda püsküller olan mickey mouse'lu tişörtüm

-i love you i love you do you love me yes i do şarkısı

-neden buzdolabında penguen besleyemediğimizi bi türlü anlayamamam

-atlara olan inanılmaz sevgim ve neden gerçek hayatta my little pony yok diye ağlamam

-ailecek ilk CD playerımızı alışımız ve ilk defa CD'den müzik dinlediğimiz an

-çizgifilm karakterlerini oyuncular gibi düşünmem ve çizgifilm bitince evlerine gittiklerini zannetmem

-nedense haşlanmış elmayı çok sevmem

-madonna'dan "like a prayer"

-annemin annaneme gelip zeki müren'in kahır mektupları adlı kasetini annanem dinleyemesin diye saklaması

-nilüfer'den "mor menekşe" adlı şarkı. "mor menekşe ağlıyor mu ne" kısmını "mor menekşe, ağlıyor muğne" zannetmem ve "muğne"nin ne olduğunu merak etmem

-abimin metalci olması ve babamın "yine mi bu ayıları dinliyosun" demesi

3 comments:

cantas said...

yine kaykay alıcam ben

Mine said...

Dansa davet çok acımasızdı hakikaten, bir kere reddedildiğim için oynayanların arasına pek karışmadım, o yüzden böyle pısırık olup çıkmışız işte...diyeceğim...ama sen de ben de buna inanmayacağız :))) Demek ki neymiş ? Çocuklukta yaşanan "tramvmatik" olayların ilerki yaşamımız üzerinde etkisi yokmuş...Genelleme yaptım, allah cezamı verecek ! :))
Mor Menekşe şarkısının benim üstümde de kalıcı etkileri olmadı değil ama benim favorim "Yağdır Mevlam Su" dur.

elif said...

hahah böyle bi genelleme yaptın ya freud belanı verecek :)

ben de oynadım ben de reddedildim mine. bu işte kazanmak da var kaybetmek de var mine. şimdi o reddedenler kapımda yalvarıyo minee :P

yağdır mevlam su acaip bişi ya adam olacak çocuk'un favori şarkılarındandı. bi de aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış vardır :)