Thursday, March 29, 2007

x

"stuck in reverse, could it be worse?"
yes.

Wednesday, March 28, 2007

konser

31 mart cumartesi saat 11'de onor bumbum adlı güzide grup studio live technik'te sahne alıyo. ben de kendileriyle iki şarkı söylicem. bi tanesi bildiğiniz mor ve ötesi cover'ı past, diğeri yeni bi şarkı "gece" adlı. bestesi onur'a güftesi ve yorumu bana ait efendim. cumartesi akşamı taksim civarlarında olanları beklerim. giriş yok bildiğim kadarıyla.

günün sözü: barış manço kafası

Tuesday, March 27, 2007

lies in the sand

"There are things that will surely seem as they are not.
And I might not know all that I've got.
But the bluffing is easy, and I haven't seen your hand."

Monday, March 26, 2007

yorum savaşları



dün mayorka adasındaki yazlığımın terasında oturup elmalı martinimi yudumlarken düşündüm; zengin olmak suç mu? bu hayatı biz mi seçtik? çok paramız olduğu için ve bazen canımız sıkıldığında 500 euroluk banknotlarımızı "getir kızım" diye köpeklerimize attığımız için hor görülmemiz doğru mu? bu düşünceler beni iyice rahatsız eder hale gelince sebastian'ı çağırdım ve bana pırlanta kaplı telefonumu getirmesini istedim. "kırmızı olan mı efendim?" dedi, "hayır mor olan, kırmızıyı dün kullandım her gün aynı telefonu mu kullanıcam, densiz!" dedim. "afedersiniz" dedi ve moru getirdi. kadim dostum rüya'yı ararken gözüm kıyıya demirlenmiş olan yatıma takıldı. telefonumla uyumlu olması açısından ona da pırlanta kaplatmamın uygun olacağını düşündüm. rüya telefonu açtığında arkadan gürültüler geliyordu. "paris hilton'la ingiltere'de china white'ın önündeyim canım, havuzda şampanya savaşı yapıyoduk az önce, şimdi çıktık" dedi. "napıyosun peki şimdi?" dedim. "kapıda 500 sterlinlik banknotlara misina bağladık, fakirlere verir gibi yapıp çekiyoruz çok eğlenceli, sen napıyosun?" dedi. "aman işte hep aynı şeyler biliyosun beni" dedim. "rüya" dedim, "aklıma bir şey takıldı." "noldu" dedi, "yoksa geçen haftaki gibi özel jetinin benzini bitti ve allahın cezası mayorka'da mahsur mu kaldın?" "yok canım" dedim "zaten benzin biterse ararım getirirler, geçen hafta bütün benzini hizmetçilerim içinden atlayıp beni eğlendirsinler diye ateşten çemberler yapmada kullanmışım ondan öyle bi aksaklık oldu ama bu sefer zulada tanker tanker benzinim var"dedim. "e o zaman nedir kafana takılan, yani ters giden ne olmuş olabilir ki" dedi. derin bir iç çektim. "rüya" dedim, "zengin olmak suç mu? para içinde yüzmeyi biz mi seçtik? insanlar ne hakla bize dil uzatıyorlar?" bir anlık sessizlik oldu. "orda mısın?" dedim. "burdayım canım bi saniye, orlando bloom geldi de bardağıma 1982 chateau d'yquem dolduruyodu o yüzden hemen cevap veremedim" dedi. "ayrıca kim ne hakla bize dil uzatabilir, bazen neler duyuyorum, insanlar sokaklardan internete giriyolarmış ama napalım yani onların parası vardı da biz mi çaldık, hem biz onlara fakirler diye kızıyo muyuz? " dedi. "doğru söylüyosun aslında" dedim. "gün geliyo, benim de burda havyarlı ekmek bulamadığım oluyo ama ben hiç onlar gibi söylenmiyorum" dedim. "evet ya" dedi rüya, sesinde haksızlığa uğramış insanların tınısıyla. "hem zaten ekmek bulamazlarsa pasta yesinler, di mi?" "aaaa-hahahahaha" diye güldük karşılıklı. "hadi canım beckham çifti geldi onların villasındaki partiye gidicez şimdi kapatmam lazım" dedi. "selam söyle" dedim. biraz rahatlamıştım fakat gene de içimde bir huzursuzluk vardı. bu insanlar kim oluyordu da bizim hayat tarzımızı eleştirebiliyorlardı? sinirlenip telefonu denize fırlattım. sebastian'ı çağırıp bana beyaz altın kaplı telefonumu getirmesini istedim. "kenarı yakut işlemeli olan mı, yoksa pırlanta işlemeli olan mı efendim?" dedi. sebastian'ın bana düşünsel bağlamda yaptığı bu baskılardan bunalmıştım. sebastian'ı kovdum. evimin sinema odasına doğru ilerlerken "sebastian, bana bir elmalı martini daha" dedim. artık hepsine sebastian diyorum, hangisi daha yakınsa o getiriyo. hepsinin ismini mi ezberlicem, aaa!


konuyla ilgili olarak bakınız: rüya'nın yirmibilmemkaç tane yorum alan yazısındaki yorum savaşları

Friday, March 23, 2007

hötöröf

sevgili blog,

dün ipek arkadaşımızın doğumgünü kutlu oldu. ipek arkadaşımız gece boyu gelen kutlama mesajlarıyla coşarken doğumgününü kutlamayanları arayarak zorla kutlattırdı. ipek arkadaşımız, doğumgünlerini kebapçı sponsorluğunda kutlamasıyla biliniyor. ipek arkadaşımızı pek severiz.

odamın ne zaman ahır modundan "genç kız odası hoh hoo" moduna geçiceğni merak ediyorum. bugün farkettim ki oda kendi kendini toplamıyomuş. raflarımda ikamet etmekte olan ve adeta birbirinin içine geçerek yeni formlara dönüşmüş olan önemli kağıtları ve makaleleri bi ara artık bi zahmet düzenlemem gerekiyo ama bu işi de mütemadiyen ertelemekteyim. ne demiş atalarımız? "üşeniyorum öyleyse yarın"

günün sözü: hıuuuuu hııııuuuuu

Sunday, March 18, 2007

yarın stajdan sonra okula gitmeyi planlıyorum. sömestr başından beri okula hiç gitmedim. adı gibi mal bi okul çünkü. viyana üniversitesinden de hala cevap gelmedi, gecikmeli fekat kapı gibi bi red gelmesinden tırsmaktayım. neyse tırsmanın ecele faydası yok diyerekten yeni keşfettiğim sunrise avenue adlı grubu tüm sevenlerime tavsiye etmek istiyorum. make it go away ve fairytale gone bad adlı şarkılarını çok sevdim. bi "the calling" esintisi var şarkılarda ama daha iyisi. iyi olmasa ablanız dinler mi? dinlemez. kurban olsun ablanız size.

"There’s no more rabbits in my hat to make things right"


günün sözü: yenilebilir sığır jelatini

Tuesday, March 6, 2007

taytıl

göz kapağımda ikamet etmekte olan uzaylı oluşumu bugün öğlen itibariyle aldırmış bulunuyorum.gönül isterdi ki ameliyatı dr jack shephard yapsaydı.böyle durup durup dudaklarını sıkıp sıkıp parça parça konuşsaydı. "i need you to stay calm, ok? (kaşlar kalkar) you can do this." neyse. artık onu kapatmak için saçlarımı önüme tarayıp emo emo gezmem gerekmicek. yarın bandaj açılana kadar tek gözle idare ediyorum. uzun süre tek gözle bakınca beyin derinlik algılarını sapıtıyo. merak edenler deneyip görebilir-ya da göremeyebilir.

supernatural adlı diziyi indiriyorum internetten. tabii ki bir heroes ya da bir lost diil ama güzel bi dizi ben sevdim. ghost whisperer ve buffy severlere tavsiye ederim. bi de özellikle baş roldeki jensen ackles abiye dikkat diyorum. ah diyorum.