Sunday, April 29, 2007

can't touch this

dün karaoke gecesi süperdi. "alkolün su gibi aktığı gecede gençler ilerleyen saatlerde kendilerinden geçtiler." ipek arkadaşımızın yazıştığı adam lost'taki sayid'e benzediği için bütün gece rüya ve ebruyla "vi hev tu get fartır tu get e signıl" "i am sayid jarrah and i am a torturer" diyip kikiki şeklinde güldük. ipek arkadaşımız lost izlemediği için bize katılamadı. bikaç bardak vodkadan sonra yaptığım can't touch this dansı sanırım takdire şayandı :P ayrıca karaokede rüyayla yaşadığımız duygusal anlar sonucu herkesi ne kadar özliceğmi bi kere daha farketmiş oldum... ben gitmeden 286262727 kere görüşüp birbirimizden bıkmış olarak ayrılalım herkesle mümkünse.

karaokeden çıkıp taksim meydanına eğlence ve içki sonrası iğrenç hamburger yemeye gittiğimizde hayatımda gördüğüm en garip şeylerden birini gördüm. bi grup kilt giymiş iskoçyalı, taksim meydanında, gecenin bir vakti, bi grup fenerli gencoyla kol kola fenerbahçeee diye zıplayıp dönüyodu. bi süre garip garip bakıp devam ettik.

Friday, April 27, 2007

kırmızı başlıklı blog

şu uzatmalı enonimus festivali bişeyin farkına varmamı sağladı; abuk subuk insanlar bloglarımızı okuyolar.fikirlerimizden, hislerimizden haberdar oluyolar. evet "anonymous"ı kendine nick belleyen şahsın yatılı okuyarak kız yüzü görmediği lise yıllarının acısıyla dolu olan ve -girebildiyse eğer- üniversitede de siklenmeyen bu yuzden de dikkat çekmeye calısan bi şapşalozdan öte olmadığına dair fikrim hala geçerli fekat bu vesileyle farkettim ki abuk subuk insanların hayatım hakkında yazılar okumasını istemiyorum. bu yüzden efendim, siz şu an bunu okuyan arkadaşlar, siz, oh evet evet siz, seçilmiş kişilersiniz. bizzat ben seçtim. artık başka kimsenin blogumu okuma yetkisi yok. giieeeeelll giiiieeeeelll seçmece bunlaaaar!


günün sözü: "işte böyle kitaplarla 42 yaşındaki körpecik beyinleri zehirliyolar"
- cem aka akıl karı

Wednesday, April 25, 2007

Monday, April 23, 2007

teyze fenomeni

bugün minübüste bi teyzenin sözlü saldırısına uğradım. öne doğru uzatılması için para gönderdiğim için kızdı ve çemkirdi. allah kimseyi teyze yapmasın. ilerde bi gün ben de teyze olursam lütfen ya beni kendimin ve toplumun iyiliği için öldürün - zira o kişi artık ben olmicam, içime teyze girmiş olucak- ya da yaşlı gözlerle "eliiif duy biziii bu sen diilsiiin seni seviyoruuuz" diyin, filmlerde birinin içine öcü girince öyle yapıyolar, bazen işe yarıyo.

teyzeyle aramda geçen ve bana neşeli dakikalar geçirten diyalog ise şu şekilde:

Elif (en arkada oturmaktadır): pardon şunu öne uzatır mısınız acaba? teşekkür ederim.
Adam: şunu öne uzatır mısınız?
Teyze (bir yandan parayı öne uzatarak): kalk kendin ver kardeşim beni rahatsız etmeye ne hakkın var kalkıp vermek bu kadar mı zor bık bık cık cık
E: sadece öne uzatıcaktınız...
T: bana ne kalk kendin ver gencecik kızsın utanmıyo musun beni rahatsız ediyosun burda ayıp denen bişey var bık bık bık bık vik vik
E: elim kolum dolu, ne var bu kadar laf edicek sadece öne para uzatıcaktınız... tamam sizi rahatsız ettim değerli zamanınızdan çaldım kusura bakmayın
T: rahatsız ettin tabi ben böyle saygısızlık görmedim bi de genç kızsın yaşlı olsan yardım ediyim dicem ayıp ayıp vik vik
E: siz daha önce minibüse binmediniz galiba, böyle öne para uzatılır, biri bana uzatsa ben de öne uzatırım, ücretler bu şekilde şöföre ulaştırılır
T: seni ilgilendirmez minibüse binip binmediğim saygılı ol terbiyesizlik yapma ben böyle saygısızlık görmedim! özür dile bari!
E: allllah allllaaaaah... (sonra daha fazla uyuz olmamak için kulaklıklarımı taktım. teyzenin bıkbıklanmaya devam ettiğini görsem de daha fazla muhattap olmak istemediğim için müziğe konsantre olmaya çalıştım. ayrietten içimdeki çemkirme potansiyeli beni bile şaşırttı.)

inerken bana çok pis bi bakış attı. ben de ona baktım. o anda lanetlendiğimi hissettim :P

kapanışı alpay erdem'in konuyla ilgili halikulade beyanatlarıyla yapıyorum, "günün sözü" niyetine. afiyet olsun.

"kadınlar çiçektir, teyzeler teyzedir"

"geçen gün bi teyze gördüm, o kadar büyüktü ki etrafında üç küçük teyze dönüyodu"

Monday, April 16, 2007

dizi

yerli lost geliyor olayının hala internette tartışılmaktan öteye gitmediğini görüp bir nebze kendimi rahatlatsam da bu linkte gördüğüm şey dünyamı kararttı:

http://www.22dakika.org/yazi/turk-dawson-s-creek-i

ya düşünebiliyo musunuz gençliğimizin dizisi ya! gitsin jen'in annanesiyle şükran günü yemekleri gelsin ramazan sofraları... hadi onu da geçtim, kesin her türk dizisinin vazgeçilmezi olan kına gecesi geyiği ve bir zaman geçirme yöntemi olarak "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" türküsü... off bari "kahramanlar" dizisini çekmeyin nolur! illa bişi çekicekseniz ellerinizi çekin güzelim dizilerden ve töre dizisi dışında bişey yapın.

günün sözü: allah müstehakınızı versin

Sunday, April 15, 2007

some days are better than others

blogger kendi kendine türkçeye geçmiş. "gönderi" nedir, sorarım size. hele ayarlarda mı ne biyerde "düzeni düzenle" şeklinde bişey var ki beynimi yaktı.

dün zap yaparken selena adlı dizide bi yaratık yemek yerken diğerine "eline sağlık" dedikten ve bunun üzerine diğerinin elindeki yara iyileştikten sonra hayatın anlamını daha fazla sorgular oldum.

bu aralar dizi izlemek dışında bi aktivite buldum kendime. blog okurken üstteki "sıradaki blog" tuşuna basınca herhangi bi yerdeki herhangi birinin blogu çıkıyo karşınıza. başkalarının hayatına burnunuzu sokma hakkını otomatikman elde etmiş oluyosunuz. ünvan gereği diil de gerçekten "psikolog" olana kadar bununla idare edicez heralde. buradan "psikoloji okumak istiyorum" dediğim günden beri bana "ilk hastan ben olayım keh keh" diyen herkese selam ederim.

günün sözü bizzat bana aittir: kaçan kovalanır, kovalanan sıkılır.

Thursday, April 12, 2007

mirc

eskiden "op vermek" diye bişey vardı hayatımızda.

Monday, April 9, 2007

neither heaven nor space

"And the ring around the moon
Looks like light and love
Neither of which I get enough of"

Sunday, April 8, 2007

alanis morissette's my humps parody

rüya hanım sayesinde izleme imkanı bulduğum bir başyapıt kendisi. ayrıca şarkının cover'ı o kadar güzel olmuş ki sözleri bilmesem hüzünlenirdim.

psychic caramel

geçen gün yaptığım şeyin daha önce yapılmadığı iddiasındayım. bir ilke imza attığımı düşünüyorum. geçen gün yeni açılmış bi kebapçıya gittim. tuvalete girdiğimde makyaj malzemeleri bölümü oldugunu gördüm. daha açılmamış, kullanılmamış ruj, kremler, rimel, far, kalem vs. müşteriler kullansın diye koymuşlar. "madem kebapçıya geldim neden makyajımı tazelemeyeyim" şeklinde bişey olsa gerek. beynimin yanması geçince rujla farı çantama atıp çıktım. sonra farkedicekler diye tırsıp hızla mekanı terkettim. daha önce kebapçıdan makyaj malzemesi araklamış olanlar parmak kaldırsın.

dün pijama adlı grubu ilk defa dinleme imkanım oldu. çok eğlenceli ve başarılılar, playlist'leri de klasik bar playlisti diil. tavsiye ediyorum.

neyran, duygu: sizinle bizim evin salonunda oturup sabahlara kadar konuşmayı, gülmeyi, sonra duygunun uykusunun gelip yatmasını ve neyranın ojelerini tazeleyerek konuşmasını özledim.

günün sözü: razzle freaking dazzle

Tuesday, April 3, 2007

geschafft!

her hafta yaptığım gibi viyana üniversitesini "başvurumu okudunuz mu" diye aradım. her zamanki gibi "hayır okumadık sırada çok insan var" cevabını beklerken kadın "evet okuduk kabul edildiniz kabul mektubunuz bir iki haftaya gelir" dedi. "hmm öyle mi peki teşekkürler" diyip telefonu kapadım. sonra evin içinde bağırarak zıpladım ama avusturyalı teyzeyle konuşurken karizmayı bozmadım :) kabul mektubu geldikten sonra okula kayıt, öğrenci vizesi çıkarma vb uğraşlarım olucak, herhalde oraya yerleşmem yazı bulur diye düşünüyorum. ilk sene almanca kursum var babalar gibi. haynın vaynın. heycanlı ve meraklıyım. ne demiş onor bumbum? "iki elinle sarıl yeni hayatına"...

binbir gece'deki şehrazat mıdır nedir o teyzenin ören bayan saçlarını acilen değiştirmesini istiyorum.

günün sözü: duble dallama

Monday, April 2, 2007

abisel diyalog

Elif is not your Freud:
bi sayfaya girdim kıro kıro laflar var sevgiliye göndermek için
Elif is not your Freud:
kırolar burdan buluyolar bunları demek ki
Elif is not your Freud:
kim yazıyo böyle kırocan şeyleri, iş olarak bunu yapan var mı onu merak ediyorum
Elif is not your Freud:
Depremle girdin gönlüme,fay hattı çizdin yüreğime, artçılar hala devam etmekte, özlenmektesin bitanem dokuz nokta dokuz şiddetinde.
obican:
uffff
obican:
sigaramın dumanı sen
obican:
sidiğimin lekesi sen
obican:
kakamın izi sevgilim
Elif is not your Freud:
ahahahahahha

Sunday, April 1, 2007

daniel powter - bad day

hani ergenlik döneminde okuduğumuz bol depresyon soslu kitapta demişler ya "birisi niçin tepemize kocaman siyah bir şemsiye açıp hepimizi yağmurun altından çekip almıyor?" diye. burda hatta kırmızı şemsiye söz konusu, daha bile güzel. seviyorum bu klibi. en bad day'imiz böyle olsun :P