Saturday, February 21, 2009

ego savaşları




bugün, akşamdan kalma bi insan olarak bütün günü uyuyarak geçirdim, şimdi de uyuyamamaktayım. dün doğumgünümdü, senelerden 1999muş gibi partiledik adamım. başak'la koltuklarda tepelerde dansettik, bunda gittiğimiz yerde kızlar gecesi olması ve içkilerin ucuz olmasının da etkisi vardı. şu an hala her tarafım ağrıyo.





bi ara ev arkadaşım mesaj attı (gerçi 3 tane ev arkadaşım var ama bu cins olanı) ben de gelebilir miyim diye. önceden bi hata edip bu akşam kızlarla çıkıyoruz demiştim sorduğunda. kız lafını duydu duramadı. bi dahaki sefere erkeklerle çıkıyorum, eşcinseller gecesi var dicem. dedim başak bak bu geliyo, geldiği gibi de sana yazıcak. o diil de bu bloğumu okuyo arada, türkçe bilen birine sorarsa aha da şurda ne yazıyo diye sıçtım. neyse nitekim dediğim gibi oldu. neyse arıza bi durum olmadı.





kızlarla şuursuzca atlayıp zıplarken bi baktım tanıdık bir sima geldi. kendisinden bi önceki türkçe post'ta bahseder gibi olmuştum, kaçan kovalanırcılık oynamak istiyo hiç çekemem filan diye. bunla biz bi kere buluşmuştuk, sonra "haftaya gene buluşup türk dükkanlarının olduğu yere gidelim mi, bana türk yemeği türk tatlısı göstert, forza türk kültürü" filan demişti ben de olur demiştim sonra yok olmuştu ortadan. sonra aman da mutlu noeller umarım yakında görüşürüz diye mesaj atmıştı ben de görüşmek istiyosan haber ver türk dükkanı diyodun ayarında bişi demiştim cevap vermemişti. sonrasında bende o eeeeeh hissiyatı oluşmuştu. sonra çeşitli zamanlarda "akşam buluşup bişeyler içelim mi bebeyim heh heh" tarzı mesajlar atmıştı ben de sallamamıştım. bu geldi bizim önümüzde duruyo, kaya çilingiroğlu'nun yakışıklı versiyonu olan bi arkadaşıyla konuşuyo. bu gerilimi çekmeye gerek yok gördü mü görmedi mi baktı mı bakmadı mı, gidiyim selam veriyim sen sağ ben selamet dedim. evet bunu dedim. gittim kanka naber yeaaa havasında selam verdim. biraz konuştuk.





-sana ulaşmaya çalıştım ama bana cevap vermedin


ben: sen ortadan kayboldun bi buluşalım dedin yok oldun cevap vermedin, seni kovalayamam ben


-neden böyle yaptığımı hiç bilmiyorum.ben erkeğim, biz ortadan kaybolma konusunda baya iyiyiz heralde ehe ehe


-salaksın hehe





sonra kaya çilingiroğlu konuşmaya başladı benle. bissürü bişi söyledi sordu etti falan tam hatırlamıyorum bile. artık nası ilgili yaklaştıysa bu işkillendi siz tanışıyo musunuz önceden diye. yöö dedim. sonra ben buna bi iki geyik bişi dedim sallamadı hee dedi götünü döndü bana. kıl oldum. sonra kızların yanına gittim bu hemen çekti çocuğu kafakola aldı bişiler dedi. sonra gene bunun yanına gittim, dansetmek istedim. neden böyle bişi yaptım tam bilmiyorum. aslında biliyorum lan, kıl oldum öyle davranmasına o yüzden gittim. aslında o kim yani ister götünü dönsün ister takla atsın niye salladım ki. salaklık. zaten sonrasında ortamda çok fena ego savaşları döndü. ben yanına gidince durdu gene öyle, bişi demedi. götünü döndü etrafı kesiyo gibi yaptı. ben de öyle mi canım dedim (içimden dedim), döndüm kaya çilingiroğluna bişi dedim. hemen bıdır bıdır bişiler anlatmaya başladı, avusturyada naptığımı sordu yok işini anlattı filan. derken diğeri dellendi beni kafakola aldı hemen bişiler anlatmaya başladı, şaka yapıyomuş gibi sarıldı. bi ara hatta iki kolunu da boynuma attı, o noktada bölgesini belirlemek için üstüme işicek diye korktum. sonra şovu bitince gene götünü döndü. ben de bu sefer sallamadım, kayayla konuşmaya devam ettim. yanımıza geldi muhabbete dahil olmaya çalıştı olamadı. sonra bana geldi ben gidiyorum dedi. tamam dedim. sonra kızların yanına gittim oturdum. kaya benim yanıma oturdu bu da kayanın yanına oturdu. tam kızlarla durum değerlendirmesi yapıyoduk, oturduğu yerden dürttü beni. baktım elini kolunu sallıyo buraya gel bişi konuşucam senle diyo. ne diceksen gel söyle dedim sen gel dedi. eeh dedim döndüm kızlara. derken baktım bu kayayla yer değiştirmiş yanıma ışınlanmış. neden böyle yapıyosun dedi. napıyorum dedim. gel ötede konuşalım dedi kalktık öteye gittik.





-senin derdin ne? neden böyle yapıyosun?


ben: napıyorum?


-önce yanıma geldin gayet arkadaşçıl konuştun, şimdi gidiyorum diyorum sallamıyosun


ben: napiyim gitme mi diyim?


-nası bi oyun oynuyosun sen? gurur mu yapıyosun? eğer gurur yapıyosan özgüvenin düşük demektir


ben: hahaha özgüvenim düşükmüş hahaha vay be çok fena analiz ettin beni


-geldiğimde çok iyi davranıyodun şimdi tam bi göt gibi davranıyosun


ben: düzgün konuş göt möt bişiler diyosun sensin o


-ben hakaret anlamında dememiştim bana kötü davranıyosun demek istem...


ben: eeeh neyse ne (dedim ve gittim)





kızların yanına döndüm. arkadaşı bastı gitti, kaya çilingiroğlu hala duruyodu. noldu dedi bişi yok aptal aptal konuşuyo dedim. gel dansedelim dedi. dansettik.





hayatımda biri bana bu kadar çok eeeh dedirtmiş midir bilmiyorum. neyse enazından bana tatak olmaz artık. ne demişler? çok kaşardan tost, avusturyalıdan türke sevgili olmaz. ingilizlere başka tabi. canlarım benim.

No comments: