Thursday, May 7, 2009

bugün çok gezegen uyandım.




gezegen demek işte öyle kafası karışmış, evrenden uzaydan alakasını kesmiş, kendi etrafında dönen demek.

unintended'da kalmıştım. unintended'ın sabahın erken bi saatinde "hassiktiiiir" diye uyanıp "alarmı sen mi kapattın? alarmı kim kapattı? allah kahretsin projeye geç kaldım! allah kahretsin çok geç kaldım! hassiktir hassiktir! alarmı kim kapattı? proje... alarm..." nidalarıyla ufukta kaybolduğunu hatırlıyorum. sonra yeniden sızmışım. rüyamda cornflake girl, ben ve tarkan bi partideydik. cornflake girl tarkan'a yazıyodu. bu partiden sonra nereye gidelim diye konuşuyoduk. derken beynimde "dıım dıdıım dıdım yaktın beni hain dıım dıdım dıdım tiryakin oldum yarim" dizeleriyle "noluyo lan?" diye uyandım. uyandığım gibi içimden "çikolataaaaaa" diye bağırarak içgüdüsel olarak nitelendirebiliceğim bi şekilde buzdolabına koştum. buzdolabını açtığımda suratıma çarpan esintiyle ayılmış olacağım ki unintended'ın evinde diil çikolata, şeker bile bulundurmadığını hatırladım. buzdolabını kapadım.

öğleden sonra filozofla telefonda konuştum. klasik bugün naptın muhabbeti yaptık. bu benim çok komiğime gidiyo mesela, normalde bugün naaptın sorusuna bi insan nası cevap verir? "okula gittim, sonra şehlacan'la buluştum, beraber bi kahve içtik, o da manitadan ayrılmış çok dertli. sonra berksu geldi bi arkadaşıyla, biraz takıldık, berksu'nun arkadaşı şehlacan'a yazdı, sonra sinemaya gittik hepberaber." di mi mesela? filozof'a soralım:

-bugün naptın?
-sabah kalktım. duşa girdim. sonra kahve yaptım. kahve içtim. o sırada ev arkadaşım geldi. naber dedi iyiyim dedim. sonra baktım kağıt çöpü birikmiş onu dışarı çıkardım. sonra okula gittim.

aman neyse tek almanlığı bu gününü anlatmadaki detaycılığı olsun. o gene işte kahve yaptım kahve içtim derken ve ben de kıs kıs kıs şeklinde gülerken dedi ki "okula gittim, okuldan çıkışta x'le buluştum birer kadeh bişey içtik."

x dediğim kişi değişken zannedilmesin, hemen alttaki post'ta bahsettiğim eski kız arkadaşı yeni kankası olan kişiye tekabül ediyo. "ha iyi yapmışsın hayatım, üç gündür görüşmüyodunuz özlemişsindir" dedim içimden. bazen çok seviniyorum iç ses dışardan duyulmayan bişey diye. hiç üstünde durmadan hmm diye geçiştirdim ama sinir oldum "her gün mu buluşuyo bunlar, bu çocuk her gün ağaç türleri hakkında konferans dinlemezse günü iyi geçmiyo mu" diye.

ben türkiye standartlarında minimum kıskançlıkta bi insanım. "ne o öyle arkadaşıyla buluşup kahve içmeler, çocukluk arkadaşı da olsa kız sonuçta, neden beraber kafeye gidiliyo" diyip kavga çıkarma potansiyelinde arkadaşlarım var orda. avrupa diyarında ise bildiğin kıskanç insan kategorisine giriyorum. burda eski kız arkadaşla baş başa buluşma olayını kıskanırsan kıskanç bi insan oluyosun mesela. kavramların farklı kültürel ortamlarda farklı tanımlar ve atıflar kazanması ne ilginç bir olgu değil mi sevgili gönül jelibonları? neyse dur içime sosyal psikolog kaçtı. bu vesileyle bi arkadaşımın "sosyal psikolog olmak istiyorum ama gıcık olmaktan korkuyorum" şeklindeki özlü sözünü alıntılamak isterim.

konuya dönelim. dönüyoruz... döndük. bi kere bi arkadaşım demişti ki (türk kendisi) "ya sen ne kıskanç olmayan bi insansın hiçbişeyi mi kıskanmıyosun?!" ben de demiştim ki "ya mesela eski kız arkadaşıyla baş başa buluşup duruyosa kıskanırım." arkadaşım da demişti ki "e oha yok artık bi de kıskanmasaydın!"

avrupa, sözüm sana! ulan bu kadar adamsınız, biriniz bile mi rahatsız olmuyosunuz manitalarınız eski manitalarıyla buluşunca? aranızda toplanıp karar mı aldınız "arkadaşlar bundan sonra avrupa sakinleri olarak eski manitalardan zerre kıl kapmıyoruz, bi de birisi yanımızda manitamıza sarkarsa sesimizi çıkarmıyoruz, çünkü herkes kendinden sorumludur, hepimiz bireyiz. hadi şimdi dağılalım. lütfen dağılırken birbirimizden belli bi mesafede durmaya özen gösterelim" diye? beni sinirlendirmeyin!

2 comments:

Eliza Doolittle said...

Ne cok guldum bu yaziya pazartesi pazartesi offf...Sosyal psikolog vecizesini de sosyal psikolog olan annecigime anlatmaliyim acilinden..
Kiskanmaya gelince...sozunu sakinma, avrupayi haslarken amerikayi da kat hatta! Bi rahatlik bi umarsizlik...deli midir nedir?!..Eternal Sunshine of The Spotless Mind abicim, temiz gel bana temizzz!

i am not your freud said...

:) eğlendirebildiysem ne mutlu. valla sanırım amerikalılar daha bi çeşitlilik gösteriyo kıskançlık konusunda, bu eski sevgili mevzusunu kıskanan da oluyo kıskanmayan da. avrupada daha bi böyle hoh hoo çok moderniz sivilizeyiz modu hakim gibi geldi bana. ya da bütün avrupaya genellemiyim bütün avrupayı avcumun içi gibi bilirim gibi bi anlam çıkmasın, germen ırkı diyim. bence de eternal sunshine ama korkutmamak lazım çocuğu bi yandan da. bakalım olayların gidişatına göre bişey dicem ya da demicem.