Sunday, May 10, 2009

viyana kıroları ve geçmiş olsun bana




canım viyanamda bi maltepe havası hakim sevgili bilog. az önce eve gelirken maruz kaldığım sözlü tacizlerin haddi hesabı yok. hepsi de avustur sarhoşlar tarafından yapıldı. mini etek falan giymiş olsam gene anlicam -gerçi yok çok da anlamicam çünkü eskiden burda mini etek giyenleri de gayet rahatsız etmezdi kimse ama anlamış gibi yapıcam o zaman. fekat durum öyle de diil.

gece otobüsüne doğru yürürken yolda bi arkadaşıyla telefonundan cıstak cıstak michael jackson dinleyen birisi beni durdurup "şarjım bitiyo telefonunu kullanabilir miyim sim kartımı takabilir miyim lütfen lütfen" dedi. anlamıyomuş gibi yaptım hatta destek amaçlı ellerimle anlamıyorum işareti yapıp yürümeye devam ettim. o adam ordan ben sokağın sonuna varana kadar olduğu yerden monolog halinde konuşmaya devam etti: "buralı diilsin di mi? nerelisin? nerden geldin? adın ne? benim adım daniel, senin adın ne? heey nereye gidiyosun? dursana! ben eve gidiyorum benle gelir misin?"

özellikle bu son cümledeki özgüven beni benden aldı. acaba gerçekten basıp gitmekte olan birinin ardından osuruk kıvamında laflar atmakta olduğunu bilmiyo olabilir miydi bu adam? "benimle eve gelir misin" dediğinde sokağın sonundan "hiç sormicaksın sanmıştım! oh evet evet!" diyerek kollarına koşucağımı düşünmüş olabilir miydi? fazla kafa yormadan devam ettim. eve dönüş yolunda 2 kişi daha yolumu kesip bişiler dedi, ben yürümeye devam ederken onlar da konuşmaya devam ettiler.

eskiden buralar böyle diildi sanki ya... insanlar saygılıydı, beyoğlu'na iki dirhem bir çekirdek çıkardık. laf atsa atsa belki karlsplatz'daki junkie'lerden biri laf atardı kırk yılın başı, ama onlar da mütemadiyen kafalarında halay çektikleri için çok şaşırtıcı bi durum olmazdı. avusturlar da tozuttu iyice.

dönüş yolunda filozof'un çalıştığı bara uğradım. nası olsa yol üstünde, bi gidiyim bakiyim napıyo hem de iyigeceler diyim diye. harıl harıl çalışıyodu garibim. iyi gecelerimi diledim, ev istikametinde yola devam ettim. otobüste giderken "ulan bu barı da çok severim he, ayrılırsak gelemem bi daha buraya of sıçtık zaten 3 tane güzel yer var biri de bu yaa napcam" diye tribe girdim bi süre. bilet kontrolcüsünün gelmesiyle tripten çıktım.

aşık olmakla "yoo kendimi frenlemeliyim hemen kapılmamalıyım, her an çok sıç şeyler olabilir" mentalitesi arasında yazlıklardaki balkon salıncağı tadında gidip gelirken farkettim ki çok da frenleyemiyorum artık kendimi. birisi onu sorduğunda yüzümde otomatikman şapşal bi gülümseme oluyo. arada ekşın olsun diye kendime iş çıkarıyorum, bi gün görüşmüyoruz, özlüyorum. "ya böyle böyleyse, ya şöyle olursa?" diye kafamda bişiler kurup tırsıyorum.

geçmiş olsun bana, ne diyim...

4 comments:

holly golightly said...

aa yeni cıkmadı ki o krolar
hatırlarsan fosforlu bir orne şapkaları ve giysileriyle bizi baştan cıkarmıslardı zamanında

Unintended said...

şimdi ben hemen denklemini çözüyorum:

viyana ahalisi değişmedi, sadece hepsi birden başına üşüştüler. niye acaba bi düşün..

1) şundan, en birincil ana kuralımızdan: ne zaman bi sevgilin olur, ona da kör kütük aşıksındır, etrafında adamcıklar filizlenir. bunu hepimiz biliyoruz zaten. olmadık yerlerden brad pittinden küçük hüsamettinine kadar tut, hepsi bi şekil (kıroca, flörtözce, stratejik + bi de kaderin cilvesi olaraktan) sana yavşarlar. bu adamlar sevgilinden ayrılır ayrılmaz yer yarılır yerin gibine girerler. sana sadece kıroları denk düşmüş bugün. daha çok olcak.

2) yukardaki saydığım kurala sebep olarak da aşık olan şapşal bakışlı x kişisi hormonal dengeleri alt üst olduğundan etrafı kelebek, çiçek ve böceklerle dolu bi aura saçar etrafına. bu pozitif enerjiyi algılayan her XY kromozomlu mahluk, dişi varlığın üstünde simbiyotik bir yaşam eyleme sevdasıyla mıknatıs gibi sana gelirler. sen de burda algıda seçicilik yapmaya başlarsın çünkü gördüğün her erkek kişisi, seni şapşala çeviren panda yavrusundan katmer katmer aşağıdadır, ondan güzeli mükemmeli iyisi yoktur senin için, böylece bu adamlar iyice çirkin gözükürler gözüne bi de..

bütün bunları topladığımızda freud hanım, etrafında tonlarca tozutmuş kıro görmeye devam edeceğini garanti veriyorum. pandanı hayvanat bahçesine teslim edene dek..

i am not your freud said...

holly: evet ya onlarin modasi gecti ama allahtan, artik o neon sarisi sapkalari takmiyolar. bi de avusturun kirosu hep vardi da tarz olarak vardi, böyle kilitlemiyolardi eskiden

unintended: yavrum güzel yazmissin edebi yazmissin da cok fantastik olmus be... yani tamam sevgili olunca adamlarin gelmesi diye bi olay vardir gerci bana cok fazla olmaz ama sevgilime cok bayildigim icin gözüme herkes kiro geliyo gibi de diil ya. bildigin böyle tanisabilür müyüz modeli ayyas kirolar takildi pesime dün. eskiden olmazdi böyle seyler buralarda, nezih memleketti burasi. gerci bugün süpermarkette giydigi sorttan poposunun loblari görünen rus kizi (rus kizlarini toplattirmak istiyorum crocs giyenlerle beraber) nasi bariniyo bu ortamlarda onu ben de bilemiyorum.

Unintended said...

al benden de o kadar.