Sunday, June 28, 2009

teker teker

farkettim ki çaba göstericem diyip bi bok göstermeyen adamdan o garip konuşma sonrasında ayrılmalıymışım, çünkü sonraki günler içimin içimi yemesiyle geçti. ve evet hiçbi gelişme görmedim kendisinde. ben de o akşam vakti attığı sallamaz mesajının üstüne ağladım, ertesi gün de o seviyo diye aldığım beyaz çikolatalı gofreti kahvaltıda yedim, diş fırçasını çöpe attım, gene ağladım, sonra telefon edip ondan ayrıldım. konuşmamız sanırım bi 15 saniye filan sürdü. tamam anlıyorum dedi sadece, kapattık.

netice itibariyle önceki post'larda tahmin ettiğim her şey bir bir oldu. "aman allahım her şeye çok şaşırıyorum" modunda başlayan her ilişkimde olduğu gibi yakın zamanda kalbim elime verildi ve hatta ilişki tartışması felsefi tartışmaya döndürüldü. demek ki neymiş? bilmiyorum. burdan almam gereken ders nedir, baştan bişiler sezince koşarak kaçmalı mıyım? zaten yeterince derdim yokmuş gibi 2 gün sonra ailevi sağlık sorunları başgösterdi, kilometrelerce öteden mahvoldum. ayrılık acısı falan yalan oldu o esnada. türkiye'ye gittiğim zaman karşılaşacağım manzaradan korkuyorum artık.

hayat bana iyi davranmıyo bu aralar.

2 comments:

Unintended said...

seni görünce susmakla yetinmeliyim diyorum kendime. umarım istanbuldaki ilk günün hayatının yeni sayfası olur..

Sercan said...

ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer.(Alıntı).