Saturday, February 28, 2009

birtakım fenomenler


*stüdyo kızı fenomeni: böyle bişey vardı ben gençken. teey tey o zamanlar 16 yaşlarında filandım. yeri geldi, ben de stüdyo kızı oldum. bi genç delikanlıyla yazış dönüyosa erkek kısmısı"yarın bizim stüdyo var yeaa gel direkt" derdi, kız kısmısı da tavşan gibi giderdi. hayranlığı çok belli etmemek adına yalnız gitmeye utanıldığı için de kız ekürisiyle gidilirdi. grubun karşısına denk gelicek şekilde duvar kenarına çömülürdü. grup da metallica falan çalardı, one'ın solosunu atan gitarist acaip prim yapardı. zamanında bu insanlar ilerde çok ünlü olucaklarını düşünürlerdi inceden tribe girerlerdi. şimdi orman mühendisi oldular. isteseler atom mühendisi bile olabilirlerdi.


*"niye öyle diyosun çok tatlı kız" fenomeni: bunu cornflake girl'le lisans öğrencisiyken vapurda keşfetmiştik. erkek arkadaşınız vardır, onun bi de bi arkadaşı vardır. kızdır bu. gıcık bi kızdır hatta. "abii ben çok rahat hatunum yeaa" olsun, "ben çok deliyim oğluuum ahihih" olsun böyle şeyler söyler. aptal aptal espiriler yapar, mütemadiyen ortama ters ve abuk subuk davranışlarda bulunur. samimi olmadığı insanlarla (özellikle erkek) sıkı fıkı modlara girer, yer yer "ay bacaklarım orman oldu yaa baksana almadım hoho" diye açar ortamdaki heriflere gösterir. ayımtrak halleri vardır, bi yandan da inceden sizin erkek arkadaşınıza yazar. aranız bozulduğunda erkek arkadaşınıza "canım benim yaa sen hiç üzülme tamam maa boşver onu seeen" ayaklarıyla yanaşma potansiyeli haddinden fazladır. er kişiye "bu kız çok mal neden arkadaşsın bunla?" diye sorduğunuz zaman o altın cevabı alırsınız: "niye öyle diyosun çok tatlı kız". kızın yazdığı doğal ortamda gözlenmiş olmasına rağmen "hayır canım ne alakası var fatmagül çok rahat bi kız ondan öyle haha deli o ya" savunmasıyla karşılaşırsınız. fatmagülü kuytuda kıstırmak istersiniz. yapamazsınız.


*almanca kaba bir dildir yanılsaması: almanca kaba bir dil değildir. kaba olsaydı mesela tuzu uzatmazdı, ne biliym geçerken selamını esirgerdi, sonra pardon kanka görmemişim ya naber diyip uzaklara bakardı. almanca resmen gaddar bir dildir. önce öğrenemezsiniz, sonra öğrendiğinizi düşünürsünüz. o artikeller devamlı değişir. artikelini bilmediğiniz kelimenin artikelini kafadan atarsanız 1/3 tutturma şansınız vardır ama hep yanlış olur. kitaplarda paragraflık cümleler kurmaya bayılırlar, özneyi ve kendinizi kaybedersiniz. çipleriniz yanar.


*mesleki darlama fenomeni: belli bir alanda ihtisasınızı yapıyorsanız ya da yaptıysanız ve bu alanda çalışıyosanız, birtakım insanlar tarafından aynı laflarla ve komik olduğu sanılan espirilerle darlanmaya mahkumsunuz. bu mesela doktorlar için "ay benim de şuram ağrıyor", işletmeciler için "işletiyo musunuz ehhhehh hhehhhehh" şeklindeki yaklaşımlarla kendini gösterebilir. ben burda kendi alanıma değinmek istiyorum, diğer arkadaşlardan da kendi alanlarıyla ilgili eklemeler bekliyorum.


alt başlık: psikolojide mesleki darlama fenomeni

- "aaa piskoloci mi okuyosun? asıl piskoloklar deli oluyomuş oğlum mehehe"

- "ilk hastan ben olayım heh hüh." bunu her diyen daha önce kimse dememiştir diye düşünüyo. bundan eminim. numara alıp sıraya geçmenizi istiyorum.

- "biz de aslında burda bir nevi psikologluk yapıyoruz". bu cümle en çok kuaförlerde ve taksilerde duyulur. psikolog olmak = dert dinlemek hezeyanından kaynaklanır.

- "oooh ne güzel gelicekler anlatıcaklar sana dertlerini, oturduğun yerden hmm hmm dicen para kazanıcan". bi düşün, psikolog olmak sadece dert dinlemekle bitiyosa bu insanlar neden senelerce okuyo, master yapıyo, staj yapıyo, üstüne süpervizyon alıyo, üstüne terapi eğitimi alıyo, üstüne bi daha süpervizyon alıyo? NEDENGGG??

- "master tezini benim hakkımda yapabilirsin benden sana çok malzeme çıkar ahah". meraba ben çok deliyim, çok aykırıyım.

- "aa sen şimdi hepimizi analiz ediyosun di mii eyvah dediklerime dikkat etmem lazım". evet sürekli bir analiz halindeyim herkesi danışan zannediyorum analizlere doymuyorum. demin evet yerine hmm dedin onun üzerine kafa yoruyorum şu an.

- "aaa hadi beni analiz et". hemen, bi saniye.

- "sen şimdi doktor mu olucaksın yani? ilaç yazabiliyo musun?"

- "madem psikologsun söyle o zaman, şu anda ne düşünüyorum?" soruya bakılırsa pek bişey düşünmüyosun ama şu anla alakalı diil.

- "yaa benim bi arkadaşım var böyle abuk subuk şeyler yapıyo ona ne deniyo şimdi psikolojide?" kulaktan dolma belirsizlik fenomeni.

- "sence ben deli miyim?" bilmem, öyle misin?

- "psikologlar hiçbi işe yaramıyo abi yeaa ben gittim 1 kere, psikolog çözemedi beni böyle kaldı." bayılıyorum şu kimse beni anlayamaz çok karmaşığım bebeğim şeklindeki ergen tribine. onu da geçtim, bir seansta mucize bekleyip "ee gittim anlattım hiçbişi demedi hiç işe yaramadı, hiçbişi düzelmedi, psikologlar işe yaramıyo" diyenleri de ıslak odunla dövmek istiyorum. onun yerine mesleki sorumluluk hissedip "terapi yıllar süren bir süreçtir. ilk seanslarda psikolog sizi anlamaya, sorunlarınızı kavramaya çalışacaktır ve bir şeyleri iyice anlamadan da yorum yapmaktan kaçınacaktır" diyorum. mesela yeni başlayanlar için bilgisayar kursuna bi kere gidip "aabi hiçbi işe yaramadı ya hala program yazamıyorum" diyen var mıdır, merak ediyorum.

- "ooh ne güzel psikolog tanıdığım var artık bedava terapi yaparsın bana heh heh" tebi tebi keh keh.

Friday, February 27, 2009

i have to study

but why am i so sleepy? why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?why am i so sleepy?

why god why?


sözlerime bir şiirle son vermek istiyorum:

şiddetin ne hoş "psychologie als wissenschaft I & II" sınavı
ne güzel şefkatin
sevdikçe sevesim geliyor
lady gaga, hande yenere benziyo
sınav öğrenci ruhundan anlamıyor


---------------

edit: this is my 100th post. yaaay...

Thursday, February 26, 2009

şaka mısın sabah sabah



bu yeni msn çok şakacı, çok fonfini. böyle "ah hahh merak etmeyin, hayır dediğinizi kimseye söylemiyoruz" falan diyo. SÖYLE ULAN. gelsin yüzüne de söylerim. kahpeler götürsün seni.

Wednesday, February 25, 2009

kuzen

ece: ayıptır sölümesi yakışıklıdır babam tıpkı ibo

i am not your freud: ya sen nerde oturuyodun şimdi

ece: ahahah
allah belanı versinle başliyim cümleme
rahmanlar desem hakkaten binip gelicen mi

i am not your freud: rahmanlar'da mı oturuyosun? orası neresi?

ece: hayır SALAK

i am not your freud: ahahaha

....


(webcam açılır)
i am not your freud: bak odaya gel şimdi

ece: geleyim
uuffff
ahjsaksdhjkshdksh
salı pazarı
şu tabak kaça

i am not your freud: savaş alanı abi
haahahahaha
kahvaltı tabağı o
10 oyro

ece: oh yes

i am not your freud: sana 5 olur güzel ablam

ece: alıyorum
2. el kahvaltı tabaam olsun
jajajjskljksksljadlk
ısırılmış ekmek de yanında promosyon
10 olsun 3 tane ver
ahsdhsjkdhkjsd,

....


i am not your freud: tek bi tesellim var ece
çorapla sandalet giymiyo
onu da yapan var burda

ece:HHHHHHHAHAHAHAHAAHHAHA
abi
vur onları
günah değil

i am not your freud: shgashjdgashgfjdjkfçfjklsş


....


i am not your freud: ya tam anlamadım ki cümleyi
türkçesini bile anlamadım
sen türkçe yaz onu

ece: "bu uzunca verilmiş ara, bana sıkıntı yerine rahatlık mı vermeli?"
bunu çeviricen işte
SSSAÇMA mı oldun cümleye
asdkljkasjklasjklads

i am not your freud: "is this long break that i'm on supposed to make me feel good rather than stressed out?"

ece: bu mudur?

i am not your freud: ehehe aşağı yukarı

ece: ulan ne uzunmuş
askdjkalsjdk
sen ne dedin burda şimdi
uzatmışsın farkettim
fatih sultan mehmet hepinizin anasını s... mi dedin ne dedin

i am not your freud: HAHHAAHAHAHAHHAH

....


(yabancı bi arkadaşımın rastgele klavyeye basmanın gülme efekti olduğunu anlayamaması üzerine konuşurken)

ece: oğhoğfgohjofğphğp diye gül
fransız mısın desin

i am not your freud: 399839849 diye güliyim
iyice beyni yansın
sayısal bi insanım ben
ince hesaplarla gülerim

ece: Bİ KIZ VARDI YA
ÖYLE GÜLÜYODU

i am not your freud: baarma lan arsız gibi

ece: ay baardım
msnimde
ajhsjdhkjsf
sildim ya
valla sildim
4385634683674863 diye gülüyodu
sıkıldım

i am not your freud: ahahhahha
sayılarla gülüyo diye sildin mi abi
hahahaha
yarın öbürgün noktalama işaretleriyle gülersem kanını canını kuzenini de silip atıcak mısın
kullanılmış bir mendil gibi

ece: AHHASHASASHASH
yok
onun mevsimi geçti
sen benim bitmeyen baharımsın
(L)

i am not your freud: ahsgjdgewgjw bende 4 mevsim bahar nurhayat hanımcığım


....


i am not your freud: kuzen
1 de kalktım
hala uykum var
uyandır beni

ece: ahahha
hemen
*ece İzzet Altınmeşe - tappo rappo.mp3 dosyasını gönderiyor

....


ece: sjhdjhskh
salaksın biliyosun di mi

i am not your freud: biliyorum genetik

ece: babadan oğula geçmiş

i am not your freud: saltanat da bi nevi genetik diyebilir miyiz bu durumda
metoşa sor
ejhrekhtkre
osmanlı çözmüş olayı zamanında

ece: ben saltana ancak mobidik derim
daha da davos a gelmem
bitmiştir.

i am not your freud: vanminit

ece: jfkgjklfjh
ya bi sus yaa üşüyorum zaten
ateş yaktım
savaş ay A takımı stüdyosu tribi yakaladım
bidonlarda ateşler

i am not your freud: ahahahahahhaha

ece: OH SO METIL








bu benim kuzenim. bu da bloğu. bu kapı bu da sapı gibi bişi oldu ehehehe. neyse bu yeni başladı blog yazmaya. okuyun. komik olduğu klinik deneylerle kanıtlanmıştır. kuzenim diye demiyorum. valla bak.

Tuesday, February 24, 2009

analyze this, google

bu blog klasiğini yapmasam içimde kalırdı. google analytics'den tüm sevenler için geliyor, "şu aramalar sonucunda bloguma gelenler":




"i'm ill and bored" - iyi günler genel geyik hastanesi, ben freud değilim, nası yardımcı olabilirim?

"elif compliment" - kime göre neye göre compliment? kim demiş, ne demiş, kim duymuş? bana bunlarla gelin.

"elmalı martini" - oh bebeğim

"filo maket" - ohaaa böyle bişey vardı ya çocukken abimle çok oynardık! kimin nerden aklına gelmiş bunu aratmak, onu geçtim, burdan nasıl benim bloğa yönlendirilmiş?

"irlandagörüntüleri" - çok da severim irlandayı ama burda hiç değinmedim.

"kına geçirme yöntemleri" - fight club'da gördüydüm asit döküyolar

"müsait misiniz in english" - hadi bunu öğrendin, müsaitiz dedi, sonra nolcak? bi de bana bi kere birisi ingilizce "tanışabilir miyiz" nası denir diye sormuştu. o gün bu gündür beynimde yanıklar var.

"muğne oyunları" - üşenmedim ben de arattım, böyle bişey yok. mor menekşe ağlıyor muğne var bi tek.

"my little pony in oyunları" - orda bi "n" düşmesi olmuş. bi de oyuncağı vardı onun bende küçükken. teeey tey

"psikolog neyran" - burda diil kendisi şu an, mesajınız varsa iletebilirim.

"sana sifri" - anlamadım.

"turk gay boys" - taze bitti.

"yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar türkü diyaloğu" - şimdi böyle bi türkü var da diyaloğunu bilmiyorum. ha türküler arası diyalog diyosan o başka. doğu kültürü batı kültürü aynı potada erisin falan bunlar güzel şeyler.

"şarkıdan sonra kafasına sıktı" - kavgada yapılmaz.

"genel jacket" - ilginç bi kombinasyon

"gay like girl" - bu daha da ilginç.

Monday, February 23, 2009

pre studying syndrome

today, i'm gonna try to overcome my studying-at-home-phobia. i usually get distracted when i'm home. if i'm at somebody else's house, i can study. if i'm in a cafe, i can study. what's with my room? i don't know. it's all cold and snowy and yucky outside so i don't want to go somewhere else. i always thought i could study at home if i had a huge writing table. friends say it doesn't work that way. i think it's more about me having a huge exam in a month. if it was a few days away, i'd probably be studying even in the toilet. actually, by that time i'll probably be studying only in the toilet cause i don't wanna shit my pants. i like my pants.

sometimes my attitude in life is like that solo in "owner of a lonely heart"; irrelevant to the context.

after i'm done with this post, i'm gonna start studying. hmm hmm. damn the "s" word makes me sleepy.

now i can't finish the post cause i know that it means i have to start studying.

i think i need another cup of coffee.

the heater is burning my legs at the moment. i don't know how i'm gonna be able to concentrate like this.

fwengebola, we miss you. please come back to blogger. we forgive you.

speaking of good ol fweng, he showed me one of the stupidest and funniest scenes in the history of all films:



right. time to study.

Saturday, February 21, 2009

ego savaşları




bugün, akşamdan kalma bi insan olarak bütün günü uyuyarak geçirdim, şimdi de uyuyamamaktayım. dün doğumgünümdü, senelerden 1999muş gibi partiledik adamım. başak'la koltuklarda tepelerde dansettik, bunda gittiğimiz yerde kızlar gecesi olması ve içkilerin ucuz olmasının da etkisi vardı. şu an hala her tarafım ağrıyo.





bi ara ev arkadaşım mesaj attı (gerçi 3 tane ev arkadaşım var ama bu cins olanı) ben de gelebilir miyim diye. önceden bi hata edip bu akşam kızlarla çıkıyoruz demiştim sorduğunda. kız lafını duydu duramadı. bi dahaki sefere erkeklerle çıkıyorum, eşcinseller gecesi var dicem. dedim başak bak bu geliyo, geldiği gibi de sana yazıcak. o diil de bu bloğumu okuyo arada, türkçe bilen birine sorarsa aha da şurda ne yazıyo diye sıçtım. neyse nitekim dediğim gibi oldu. neyse arıza bi durum olmadı.





kızlarla şuursuzca atlayıp zıplarken bi baktım tanıdık bir sima geldi. kendisinden bi önceki türkçe post'ta bahseder gibi olmuştum, kaçan kovalanırcılık oynamak istiyo hiç çekemem filan diye. bunla biz bi kere buluşmuştuk, sonra "haftaya gene buluşup türk dükkanlarının olduğu yere gidelim mi, bana türk yemeği türk tatlısı göstert, forza türk kültürü" filan demişti ben de olur demiştim sonra yok olmuştu ortadan. sonra aman da mutlu noeller umarım yakında görüşürüz diye mesaj atmıştı ben de görüşmek istiyosan haber ver türk dükkanı diyodun ayarında bişi demiştim cevap vermemişti. sonrasında bende o eeeeeh hissiyatı oluşmuştu. sonra çeşitli zamanlarda "akşam buluşup bişeyler içelim mi bebeyim heh heh" tarzı mesajlar atmıştı ben de sallamamıştım. bu geldi bizim önümüzde duruyo, kaya çilingiroğlu'nun yakışıklı versiyonu olan bi arkadaşıyla konuşuyo. bu gerilimi çekmeye gerek yok gördü mü görmedi mi baktı mı bakmadı mı, gidiyim selam veriyim sen sağ ben selamet dedim. evet bunu dedim. gittim kanka naber yeaaa havasında selam verdim. biraz konuştuk.





-sana ulaşmaya çalıştım ama bana cevap vermedin


ben: sen ortadan kayboldun bi buluşalım dedin yok oldun cevap vermedin, seni kovalayamam ben


-neden böyle yaptığımı hiç bilmiyorum.ben erkeğim, biz ortadan kaybolma konusunda baya iyiyiz heralde ehe ehe


-salaksın hehe





sonra kaya çilingiroğlu konuşmaya başladı benle. bissürü bişi söyledi sordu etti falan tam hatırlamıyorum bile. artık nası ilgili yaklaştıysa bu işkillendi siz tanışıyo musunuz önceden diye. yöö dedim. sonra ben buna bi iki geyik bişi dedim sallamadı hee dedi götünü döndü bana. kıl oldum. sonra kızların yanına gittim bu hemen çekti çocuğu kafakola aldı bişiler dedi. sonra gene bunun yanına gittim, dansetmek istedim. neden böyle bişi yaptım tam bilmiyorum. aslında biliyorum lan, kıl oldum öyle davranmasına o yüzden gittim. aslında o kim yani ister götünü dönsün ister takla atsın niye salladım ki. salaklık. zaten sonrasında ortamda çok fena ego savaşları döndü. ben yanına gidince durdu gene öyle, bişi demedi. götünü döndü etrafı kesiyo gibi yaptı. ben de öyle mi canım dedim (içimden dedim), döndüm kaya çilingiroğluna bişi dedim. hemen bıdır bıdır bişiler anlatmaya başladı, avusturyada naptığımı sordu yok işini anlattı filan. derken diğeri dellendi beni kafakola aldı hemen bişiler anlatmaya başladı, şaka yapıyomuş gibi sarıldı. bi ara hatta iki kolunu da boynuma attı, o noktada bölgesini belirlemek için üstüme işicek diye korktum. sonra şovu bitince gene götünü döndü. ben de bu sefer sallamadım, kayayla konuşmaya devam ettim. yanımıza geldi muhabbete dahil olmaya çalıştı olamadı. sonra bana geldi ben gidiyorum dedi. tamam dedim. sonra kızların yanına gittim oturdum. kaya benim yanıma oturdu bu da kayanın yanına oturdu. tam kızlarla durum değerlendirmesi yapıyoduk, oturduğu yerden dürttü beni. baktım elini kolunu sallıyo buraya gel bişi konuşucam senle diyo. ne diceksen gel söyle dedim sen gel dedi. eeh dedim döndüm kızlara. derken baktım bu kayayla yer değiştirmiş yanıma ışınlanmış. neden böyle yapıyosun dedi. napıyorum dedim. gel ötede konuşalım dedi kalktık öteye gittik.





-senin derdin ne? neden böyle yapıyosun?


ben: napıyorum?


-önce yanıma geldin gayet arkadaşçıl konuştun, şimdi gidiyorum diyorum sallamıyosun


ben: napiyim gitme mi diyim?


-nası bi oyun oynuyosun sen? gurur mu yapıyosun? eğer gurur yapıyosan özgüvenin düşük demektir


ben: hahaha özgüvenim düşükmüş hahaha vay be çok fena analiz ettin beni


-geldiğimde çok iyi davranıyodun şimdi tam bi göt gibi davranıyosun


ben: düzgün konuş göt möt bişiler diyosun sensin o


-ben hakaret anlamında dememiştim bana kötü davranıyosun demek istem...


ben: eeeh neyse ne (dedim ve gittim)





kızların yanına döndüm. arkadaşı bastı gitti, kaya çilingiroğlu hala duruyodu. noldu dedi bişi yok aptal aptal konuşuyo dedim. gel dansedelim dedi. dansettik.





hayatımda biri bana bu kadar çok eeeh dedirtmiş midir bilmiyorum. neyse enazından bana tatak olmaz artık. ne demişler? çok kaşardan tost, avusturyalıdan türke sevgili olmaz. ingilizlere başka tabi. canlarım benim.

Tuesday, February 17, 2009

reasonable career options




after finding out that i have to pass this huge exam with two stages (or 2 exams, if you will) so that i can start my masters here, i found out that all the lectures i'll be taking (=the ones they haven't recognized) are the ones i had always hated and was never interested in. these also happen to be very difficult stuff, like biology, advanced statistics and so on. nothing about psychology, because they recognized all the lectures in that area and counted my physiology lectures for some interesting courses they offer here, instead of counting them for biology and shit. now if i ever make it to the masters program, i will have graduated with a shiny diploma and a lot of unnecessary biology knowledge, having learnt nothing about the fields in which i wanted to improve myself. life is getting better and better!





here are my career options:


  • working my ass off, passing the exams and getting a my degree at a university in austria, just so i can say "hey look i got a masters degree from a university in austria".


  • going to an english speaking country, getting visa via marriage so that i can do a DECENT masters program paying a normal price and not an insanely unaffordable price for non-EU countries or foreigners, while finding a way to avoid my family disowning me.


  • going back to istanbul having spent 2 years doing nothing, seeing if a private university with a rather affordable price would accept me, since the only state university in istanbul with a masters program in clinical psychology happens to be one of the best universities in turkey and they would never accept me. seeing if my dad can/is willing to send me to a private university, since they tend to be very expensive.


  • giving up my dreams of becoming a psychologist and doing something entirely different for a living, hating my job, jumping out of a helicopter saying "yippee-ki-yay motherfucker" 7 years later on new year's eve while the people are counting back from 10.


  • trying my luck with a career in singing


  • saying "the hell with studying", getting married to jensen ackles and living happily ever after.






i'm confused, frustrated and i can't sleep.

Sunday, February 15, 2009

things i will do when i become the queen of austria























yes i have some long term plans. you thought i'd just study here and move on, right? WRONG.


here's my to do list:




  • forbid to build buildings without elevators and make it obligatory to put elevators in the existing ones

  • make sure mcdonalds sells onion rings (they don't here)

  • make it forbidden to go out with socks and sandals/slippers

  • forbid cute guys to wear ugly shoes

  • make supermarkets deliver things home, even without a cost.

  • make it obligatory for supermarkets to be open on sundays




  • make it obligatory to have a washbasin in toilets




  • make it forbidden to say "das ist einfach meine art" - "that's just the way i am"




  • make it forbidden to say "das ist so strange"

  • make it obligatory to install a tap inside every toilet seat so that you can wash your ass and make that an EU standart




  • make sure turks don't need a touristic visa for any country whatsoever (oh the omnipotence)




  • make it obligatory for the subway to run 24/7

  • get rid of the 2cl standart for alcoholic beverages and let customers decide how much alcohol they want in their drinks, without a change in the price




  • build a lot of rehabilitation centers regarding the entry above




  • find out how junkies can afford to have huge dogs when they are begging for money in subways




  • forbid crocs and punish the people who wear them


  • forbid krochas (this kind of people)


  • make it forbidden to say "ich hab dich lieb". that's a categorization of feelings that i never understand. when it comes to having feelings for someone, you either like them (be it a little or a lot) or love them. (well there is also being in love but that's not relevant to the subject matter now). "ich hab dich lieb" stands between "i like you" and "i love you" and it leads to confusion. even native speakers themselves can't explain what it actually means. let's just get rid of it and make life easier.


  • speaking of making life easier: get rid of the articles "der, die, das" and simplify german.


  • make the weather warmer and sunnier (i'm on a mission from god)


  • make public transportation free for students


  • make sure everybody can study psychology without having to pass an exam first. you know what? fuck it, let's just get rid of all exams.







that's all that i have in mind right now. more to come, probably.






vote for me to become the queen of austria and let me bring monarchy back! text IAMNOTYOURFREUDIAMYOURQUEEN to 2875.

Friday, February 13, 2009

friday the 13th

the english guy decided to disappear again. i'm really sick of him saying things like he's looking forward to seeing me and he's gonna do his best to make it happen as soon as possible and that i'm special and blah blah and disappearing for some time, not answering my email or text and then popping back after a while to confuse me. we're not together, i don't want a long distance relationship anyway, but i want some consistancy.


i just saw that one of my ex's found me on facebook and messaged me saying he is still sorry for cheating on me. seriously, what is with the ex's and their unstoppable desire to contact me? he also says that he is still paying for what he did but i don't quite understand how he is still paying for having cheated on me 3 years ago. he says he hasn't been happy ever since, i don't know if that's supposed to make me happy. i've been happy ever since but i'm unhappy now, what difference does it make?


i'm tired of things never working out between me and men. i'm tired of guys i meet turning out to be weird. i'm tired of men taking me for granted. i'm tired of men.

Wednesday, February 11, 2009

back in vienna

i came back yesterday. i had a fun and tiring time in istanbul. i tried to see as many people as possible so i've been running around, arranging stuff and i didn't have much time to sleep. that's probably why i slept forever today. i woke up for a short while during noon and to my surprise, it was actually sunny! i hope it's sunny tomorrow as well, while i'm stuck in the library studying for my big exam. wait, what?

while seeing as many friends as possible and spending time with the family, i also managed to get a haircut, get a couple of things repaired, go to the dentist and buy cheap clothes, which one can never find in vienna.


i also had the chance to go to my cousin's and see her puppy. here's a picture of her biting me with her needle-like teeth. "are you gonna bite me? huh? are you gonna bite me? so you think you can bite me with those tiny... HOLLY SHIT!"









before














after










it was great to be home and see the people again. this time, i realized that the topics of our conversations have changed slightly. most of my friends were talking about getting married, buying stuff for their future homes, how they argue with their bosses and future in laws and i was, well, bitching about my exam, which is said to be extremely hard and saying i don't know what the hell i'm gonna do if i can't make it. but some things stayed the same, like my dad complaining about my brother still not getting married at the age of almost 34 and always finding something to dislike about the girls he dates, my brother complaining about my father putting pressure on him to get married and my mother being ill and indifferent to the things around her. although some things make me sad, i loved being around my family again. i always realize how much i had missed them when i'm back home.


i was very lucky to run into one of my flatmates when i was trying to drag my insanely heavy suitcase to my apartment in vienna, cause i had no idea how i was gonna bring that upstairs. it should be forbidden to build buildings without elevators. i'll take care of that when i become the queen of austria.

Sunday, February 8, 2009

delay

hi. i haven't been writing in a while cause i'm in istanbul at the moment and i don't have a lot of time to spend in front of the computer. regular blogging shall continue within a few days.