Thursday, April 30, 2009

delirmeyen adam istiyorum



insane in the brain.

evet ne diyoduk kafa karışıklığı, allak bullaklık falan...

bu filozof manita bloğumu bulup üstüne türkçe öğrenip okudu mu naptıysa dün buluştuğumuzda diil "inanamıyorum muhteşem bi insansın" vs, tek bir güzel söz söylemedi. o kadar giyinmiştim süslenmiştim dışarı çıkıcaz diye, güzel olmuşsun bile demedi. ulan?!?

bunun böyle her şeye "aman allahım uzun zamandır böyle olmamıştı, ben hiç böyle yapmazdım önceki ilişkilerimde, nası oluyo ben de çözemiyorum" demesi, ya da "seni özlüyorum, nedenini kendime de açıklayamıyorum" falan demesi beni ayar ediyo ya mesela, korktuğumdan oluyo bu. mesela beni özlemesine niye şaşırıyo diyorum heralde özlicek. ben de onu özlüyorum. biriyle berabersen, hoşlanıyosan özlersin. her şeye böyle şaşırıp şaşırıp sonra yoo bebeğim kaldıramıyorum bunu ben, hazır diilim böyle bişeye, bikbik diye beni harcicak diye korkuyorum.

bazen bana mı öyle geliyo bilmiyorum ama sanki daha heycanlı daha mutlu oluyo benle bazen de o kadar olmuyo gibime geliyo. işkilleniyorum devamlı. tamam doğaldır heralde öyle olucak falan denir normalde de biz daha 1,5 haftadır beraberiz yani şu an full götümde kelebekler uçuyo modu olması lazım. cicim ayları dicem ay bile dolmadı. belki de ben paranoya yapıyorum.

biriyle olaylar ilişkiye doğru ilerlemeye başladığında ona rorschach testi, MMPI, koch ağaç testi, TAT vs yaptırabilmek, sonuçları elime geçtikten sonra durum değerlendirmesi yapabilmek istiyorum. bunun normal olmasını istiyorum bi de. o kadar çok manyak çıktı ki burda karşıma -he türkiyede de çıktı ayrı da burda daha çok çıktı nedense- artık özel hayatımda bi tane daha manyakla uğraşmak istemiyorum. anlaşamadık o yüzden bitti ilişkimiz falan gibi şeyler olsun istiyorum illa biticekse.

geçenlerde bu dedi ki "neden senle her şeye şaşırıyorum biliyo musun?" HAH dedim bilmiyorum nolur söyle deliricem, beynimi yiyorum . bunu içimden dedim tabii kendisine "neden?" dedim kuul kuul. "son ilişkilerimde pek güzel şeyler yaşamadım" dedi. tamam dedim şimdi "eski kız arkadaşım evli çıktı, ondan önceki beni en iyi arkadaşımla aldattı sonra evlendiler, ondan önceki yıllar önce kaybettiğim halamın kızı çıktı" tadında bişey gelicek. anlattı bişey olmamış yani yürümemiş ayrılmışlar. öyle aman aman uzun da sürmemiş. "ondan sonra umudumu kaybettim ilişkilere dair, bi süre ilişki de neymiş diye gezdim sonra karşıma sen çıktın." dedi. yavrum bu muydu travman? ben napiyim burda kimle tanışsam ayrı bi manyak çıktı. eski erkek arkadaşımla ayrılırkenki diyaloğumuz bi türlü aklımdan çıkmıyo mesela:

eski erkek arkadaş: bana devamlı bebeğim demenden hoşlanmıyorum
ben: ama ben sana sadece baş başayken bebeğim diyorum, sen bana her zaman bebeğim diyosun nası rahatsız oluyosun benim dememden anlamadım
eea: hmm doğru haklısın. olsun hoşlanmıyorum gene de. beni öpüp durmandan suratıma dokunmandan da hoşlanmıyorum
ben: asıl sen beni sürekli öpüyosun be... ama ben rahatsız olmuyorum
eea: hayır sen daha çok öpüyosun
ben: günde kaç öpücük hakkım var biliyim de ona göre kullaniyim?
eea: bi de devamlı görüşüyoruz çok fazla geliyo bana zırt pırt görüşmemiz
ben: haftada 3 falan buluşuyoruz bence çok fazla diil ama... hadi madem sana çok geldi neden hiç bişey demedin 6 ay boyunca?
eea: seni üzmemek için
ben: peki ben sana bu ilişki boyunca bi kere buluşalım dedim mi? hep sen buluşalım dedin öyle buluştuk. sen yeteri kadar dediğin için ben hiç demedim bile. kendin buluşmak isteyip sonra nası sıkılıyosun anlamadım
eea: ben bazen senle buluşmak istemediğim halde buluşalım demezsem sen üzülürsün diye buluşalım diyodum
ben: !?!?!?!?!?! bu kanıya nerden vardın peki???
eea: bilmiyorum... ben başka kadınları arzuluyorum. seni üzmek istemiyorum. seni seviyorum ama sen beni benim hiç anlayamayacağım bi seviyede seviyosun.


biliyorum herkes aynı diil, filozof da böyle çıkıcak diye bişi yok, ama 6 ay boyunca prenses muamelesi görüp aman da ne mutluyum senle falan dinleyip aşk böcüğü olduktan sonra DANK diye böyle bi darbe yiyip uzun zaman kendime gelememiş olduğum için korkuyorum artık. ne zaman biriyle tanışsam ve ilgilensem allaam nolur manyak çıkmasın diyorum. he sonra başka bissürü manyakla tanıştım ama en çok koyanı bu olmuştu.

sevgili manyaklar, sizi de anlıyorum. "aha da bu psikolog olcek, ışığa uçan sinek gibi buna koşalım, bizim dengimiz budur" diyosunuz, ama her şeyin bi yeri ve zamanı var di mi? lütfen sizinle çalışma saatleri dahilinde ve belli bi ücret karşılığı görüşelim. manyaksanız manyaklığınızı bilin ulan!

Wednesday, April 29, 2009

sizinle tamamen alakasız bi link

http://www.unet.univie.ac.at/~a0401246/Uni/Humangen.PDF

http://psych.colorado.edu/~carey/hgss/hgsschapters/hgsschapters.htm

kromozom felan bunlar güzel şeyler. yarın bunu print ettirmem gerekiyo da ondan koydum. kendime not şeklinde. sizle alakası yok yani.

neyse ne diyoduk humangenetik evet. iyi ki genler var. ben gen gördüm.

siz de zamanında birilerinden sıklıkla "uzun zamandır hiç böyle hissetmemiştim" lafını duydunuz mu? ben bunu duyduğum zaman tırsıyorum. iyi bitmiyo çünkü hiçbi zaman. hele bi de böyle "sen ne muhteşem bi insansın inanamıyorum" falan duyuyosanız sonunda ağzınıza sıçıyo o insanlar. bana hep öyle oldu. o yüzden sağlam tırsıyorum şu an yeni erkek arkadaşımdan. buna bi isim koymak lazım ne diyelim filozof diyelim bari. çok yaratıcılık özürlü bi isim takmış oldum ama napalım. "en baştan çok kapılmamalıyım sonra kalbimi elime veriyolar" diye düşünerekten kendimi frenleme aşamasındayım şu an. bi de felsefe okuyan hem de bayıla bayıla okuyan ve tartışmaya bayılan biriyle beraber olduğum için...

ben: şunu masaya koyar mısın?
o: hayır o masa değil. platon der ki..
ben: ÇOTANK

...şeklinde ilerlemesinden korkuyorum ilişkimizin. yani ilerleyememesinden. o potansiyeli seziyorum kendisinde.

neyse şimdi çıkmam lazım. yakında çeşitli allak bullaklıklarımla karşınızda olucam. beni bekleyin anacığım baaaay

Monday, April 27, 2009

uyuyamamak...




...mal bişey. hele saat 10'da uykudan bayılarak sızıp saat 12'de uyanıp uyuyamamak, mallık dünyasında "evlere şenlik" kategorisine ikamet etmekte.

arkadaşın erkek arkadaşını sevmemek çok pis bişey. "arkadaşımın aşkısın ve iğrenç bi insansın" durumlarında işler çok fena sarpa sarıyo. arkadaşın yanında çok fazla ileri geri konuşamazsın çoğu zaman. arkadaşın ağlayarak ayrılık haberini verdiğinde "öyle mi canım, bi saniye geliyorum" diyip lelelelele diye halaya koşarsın. o üzülür sen sevinirsin. mesela holly bi ara insanlık dışı bişeyle çıkıyodu, ciddilerdi de baya. arkadaş çevresinde bir tatsız telaş, bir hüzün hakimdi. "evlenirlerse ben o düğünde göbek atmam, atamam ulan" diye isyanlardaydım. neyse sonra avrupa birliğine uyum sürecinde insanlık dışı varlıklarla beraber olmak yasaklandı da tarihe karıştı bu skandal. how i met your mother'ın bi bölümünde ted diyodu ki "arkadaşlarımın sevgilim hakkında ne düşündüğünün hiç önemi yok ama sevgilimin arkadaşlarım hakkında ne düşündüğü çok önemli." bence arkadaşların ne düşündüğü de önemli olabilir. arkadaşların alayı kıl oluyosa bi durup düşünmek lazım. başımdan geçmişti vakt-i zamanında. daha çok düşünmeliymişim o dönem.

damdan düşer gibi karşıma çıkmış olan adamla sevgili mertebesine yükselmiş olmamız beni hem sevindiriyo hem de inceden kıllandırıyo. burda insanlar bi garip çünkü. birine deli divane de olsalar onunla "sevgili" olabiliceklerini düşünebilicek konuma gelmeleri için bi 2 ay geçiyo mutlaka. bizdeki gibi "tanıştık, bikaç kere buluştuk, aralarda mesajlaştık, en son buluşmamızda öpüştük, öyle çıkmaya başladık" şeklinde olmuyo çünkü. her türlü sevgilisel olaya girip "seni çok özlüyorum"lar aman da "senden çok hoşlanıyorum hep seni düşünüyorum"lar havada uçuşurken "oh bebeğim ilişki mi? buna hazır diilim daha birbirimizi o kadar tanımıyoruz" tepkisiyle karşılaşıveriyo insan. bikaç ay sonra ya kopuluyo ya da "evet şimdi ilişki konumuna geldik artık sevgiliyiz 1 2 3" şeklinde gelişiyo olaylar. hayır bu sadece benim başıma gelmiş bi göt ayağı diil. anladığım kadarıyla avrupa'nın topu bu model takılıyo. neyse işte hal böyleyken bikaç görüşmeden sonra "sevgili", "ilişki" falan duyunca afallıyo insan. "bu işte bi bit yeniği var kesin 3 çocuğu var bunun, bana söylemiyo" diye işkilleniyo. işin garip yanı, benim bu avrupai saçmalığı bu kadar normal karşılayıp aksini kıllandırıcı bulmam. türkiye'de olsa bu, hiç düşünmezdim "oha ne kadar çabuk sevgili olduk bunda bi iş var" falan diye. avusturya kraliçesi olduğumda yapılacaklar listesine yeni bir madde olarak ekliyorum bunu: ilişki öncesi belirsizlik süresi kısaltılacak. bi de çorapla sandalet giymek kesinlikle yasaklanacak. bence ağır cezası olmalı bunun.

Friday, April 24, 2009

güm

damdan düşer gibi biri çıktı karşıma. hadi hayırlısı diyorum, ayağımı denk almaya çalışıyorum. gerçek olmak için fazla iyi çünkü her şey.

bu aralar makarnamı hazır pesto sosu ve ketçapla yiyorum. bundan da sıkıldığım zaman artık ne yicemi bilmiyorum, insan yemeği yapmayı öğrenmem gerekicek galiba.

last fm radio'nun paralı olmasını ağır kınıyorum, dağlara küsüyorum.

bazen almanca konuşmaya çalışırken resmen acı çekiyorum. ne zaman akıcı konuşabilicem bu gaddar dili, merak ediyorum.

şimdi yemek yedim, nası ağırlık çöktü anlatamam.

bi gün avustralya'ya gitmek istiyorum. hatta bi sene kış aylarını orda geçirip orda kış başlamadan dönerek kışsızlık yaşamak istiyorum.

artık taşınmak istiyorum, söylemiş miydim??? cumartesi günü gene bi ev bakma olayım olucak ama ne kadar şansım var bilmiyorum, evin yeri ve fiyatı süper çünkü. kesin 39849283 tane kişi başvurmuştur.

neyse şu sıralar hayatımdaki ani hareketlenmeler nedeniyle biraz gezegene bağladım o yüzden kısa kesiyorum. sizi de bu adamla baş başa bırakıyorum.


Tuesday, April 21, 2009

allahsızlığı yayma kürsüsü başkanı




mük-kem-mel bi film. "sovyetleri karalicez, yuh onlara" diye film çekmek nası bi psikolojidir tam bilmiyorum ama filmin komedi filmlerine taş çıkarıcak komiklikte olması beni benden aldı. "allahsızlığı yayma kürsüsü" nedir ya nası bi hayalgücüdür nası bi fantastik girişimdir? o dönem yapılmaya çalışan şey korku ütopyası mıdır yoksa "şu anda durum böyle" diye ikna etme midir? bilemedim. ama izleyin.

bugün canım ev arkadaşım, en sevdiğim insan olan camgöz (gözleri kocaman özellikle gözbebekleri) telefon edip "3 gündür eve gelmiyosun iyi misin ehi ehi" dedi. elimde olsa hiç gelmicem. bi başak'ta bi unintended'daydım. bi yandan da deliler gibi uygun fiyatlı ev arıyorum ama bulamıyorum.

unintended'ın bi arkadaşı var. zamanında arkadaşlık kurduğu biri daha doğrusu. kız her gün telefon ediyo buluşalım diyo, buluşunca da saatlerce aynı şeyleri anlatıyo, konuşturmuyo, darlıyo. kız arıyo, o telefon açılmazsa sapık gibi defalarca arıyo devamlı. bildiğin stalker. dün unintended onun hakkında süper bi yorum yaptı, sanal dünyayla paylaşmazsam çatlarım:

unintended: ya baksana arıyo açmıyorum gene arıyo gene açmıyorum. yani bi böcekle bile daha çok interaksiyonum var. ne biliyim konuyo git diyorum, kocaman bişeyse çığlık atıyorum falan. tepki oluyo. kıza kayıtsız kalıyorum gene de ısrarla arıyo çok ilginç.

o kızı camgöz'le başgöz edip ikisinden de kurtulmayı planlıyoruz. birbirlerini kitlerler artık. olmadı ikisini de karşımıza alıp iyi birer avrupalı gibi "dinle, neden konuşmuyoruz? beni aramanı istemiyorum senle buluşup bişeyler yapmak istemiyorum lütfen git şimdi." dememiz lazım ama olmuyor olamıyor.

Tuesday, April 14, 2009

döverim seni. hepinizi döverim ülen!

bloguma nispet yaparcasına çek cumhuriyeti'nden katılan, ismini vermek istemediğim unintended izleyicisi: cüneyt arkın'ın dediği gibi, "döverim seni." zaten asabım bozuk hasta oldum bişey oldum midem bulandı. bugün dışarı çıkıcaktım gündüzden, güneş görücektim, hayallerim vardı. hiçbişey yapamadım tabi. yataktan çıkamadım, uyudum uyandım gene uyudum şimdi de gece uyuyamicam çok güzel oldu. oh mis gibi oldu.

az önce odamdan çıktığımda gıcık ev arkımı koridorda barfix'e tutunup sallanırken gördüm. o anda gözümdeki maymuni imajı iyice bi pekişti. inanılmaz bi insan ya her dışarı çıktığımda beni koridorda yakalayıp "nereye gidiyosun, kimle buluşucaksın, napıcaksınız, sonra napıcaksınız?" diye kilitliyo. ben babama böyle hesap vermedim hayatımda. sonrasında daha niyetini belli edici şekilde "ben de geliyim mi? ben de gelsem sorun olur mu? sonra size ben de katılabilir miyim?" diye sormaktan çekinmiyo. of çok sinir oluyorum. biliyorum ki onun yaşadığı "avrupa kafası"nda (aaavrupaaaa kafasssıııııı) ben ona "hayır gelmeni istemiyorum. evet gelirsen sorun olur." demediğim sürece yarım ağızla söylediğim bi "eöö gel yani" lafı onun için geçerli bi davet. "hayır gelmeni istemiyorum" dersem de bunun nedenleri ve nasılları üzerine benimle derin bi tartışmaya giriceğini, 78 tane soru sorucağını ve her cevabıma karşılık "ne demek istiyosun?" diye sorucağını (en sevdiği cümle bu) bildiğim için odamda hazırlandıktan sonra koridoru koşarak geçip evden kaçmaya çalışıyorum. ha bu arada avrupa kafası dedim yanlış anlaşılmasın bu manyak yapışkan davranış bütün avrupalılara özgü bişey diil. gıcık ev arkım orda "madem avrupalıyım dan dan söylerim ayıp olur diye bişey yok zaten ayıp da nedir dilimizde karşılığı bile yok" mekanizmasını bir türk olan benden beklediği için avrupa kafası dedim.

netice itibariyle kaka gibi bi gece beni bekliyo. gidiyim kendime makarna falan yapiyim bari. sizi de cuneytarkin.com.tr'de ziyaretçi defterine yazılar yazan hızır kişisiyle baş başa bırakıyorum. esen kalın.


CÜNEYT HIZIR İKİLİSİ 28/01/2008 11:32

ESSELAMI ALEYKÜM SAYIN FAHRETTİN CÜREKLİ BATUR YİNE BEN SİZİ ÇOK SEVEN HIZIR YAYLACI NASILSINIZ ŞÜKÜR BEN İYİYİM DAHA DOGRUSU İYİDİYELİM İYİ OLALIM HAYATINIZ NASIL GEÇİYOR SİZDEN KENDİNİZE İYİ BAKMANIZI İSTİYORUM SAKIN ÜŞÜTÜP HASTA OLMYIN ÜSTÜME VAZİFE OLMAYAN ŞEYLERİ SÖYLÜYORUM AMA BEN BÖYLEYİM SICAK KANLI YALAN DEYİL DOGRUYU SÖYLEYEN BİRİSİYİM DAİMA HAKLININ YANINDAYIM DEDİGİNİZ GİBİ ALLAHIM KILIÇTAN KESKİN RHMETİNİ ESİRGEME BENDEN DAİMA HAK VE DOGRULUK YOLUNDAN AYRILMA DEMİŞTİNİZ FİLMDE TABİ AMA FİLM OLSA BİLE SÖYLENENLER DOGRU BİR VATAN DAŞ OLARAK DIŞARIYA ÇIKIYORUM GERKES BİRBİRİNİ İÇİTİYOR BENİM BABAM HERZAMAN ŞÖYLE DER OGLUM SEN SEN OL KAVGA DÖGÜŞ YAPMA ÇÜNKÜ KABA KUVVETLE HİÇ BİRYERE VARAMAYIZ DEDİ İNSANOGLU OLARAK SORUNLARIMIZI KONUŞARAK HALLETMELİYİZ DEDİ EVET HOŞÇAKALIN ALLAH DİMA SİZİN YANINIZDA OLSUN ALLAH SEVDİKLERİNİZİN YANINDAN AYIRMASIN VESELAMINIZI EKSİK ETME
hızır


SAVUNUN BATTAL HIZIR GELİYOR 28/01/2008 10:51

ESSELAMI ALEYKÜM SAYIN FAHRETTİN CÜREKLİ BATUR SİTEYİ OKUDUM ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM BİRDEN ÇOŞTUM SİZİ NEKADAR SEVDİGİMİ BİR BEN BİRDE ALLAH BİLİR KÜÇÜKLÜGÜMDEN BERİ SİZE ÇOK DEGER VERMİŞİMDİR HALEN ÖYLE HATIRLARSANIZ KONYA SEYDİŞEHİR LÇESİNE ALKOL VE UYUŞTURUCU HAKKINDA KONFERANS VERMİŞTİNİZ KAPALI SPOR SALONUNDA HABERİNİZİ BABAMDAN ALDIM FIRLADIGIMGİBİ BABAMLA KAPALI SPOR SALONUNA GİTTİM VE SİZ GELDİNİZ EFENDİM AMA EMNİYET GÜCÜ YANINIZA YANAŞTIRMIYORDU TABİ EMNİYET ÖNLEMLERİ OLDUGUNUDA BİLİYORDUM AMA SİZİNLE KONUŞMAK İSTEDİM EMNİYET İZİN VERMEDİ VE HEMEN EMNİYET MÜDÜRÜYLE KONUŞTU BABAM VE İZİN VERDİLER VE UFAK UFAK ADIMLARLA YANINIZA GELDİM O SIRA KALBİM DURUCAKTI SLM DEDİM SİZDE ALEYKÜM SELAM DEDİNİZ NASILSINIZ CÜNEYT BEY DEDİM SİZDE İYİYİM DEDİNİZ TABİ ELSIKIŞMIŞTIK O SIRA SANKİ MEŞUR OLMUŞTUM AH KEŞKE MSN ADRESİNİZ OLSA SONKEZ KONUŞSAM ACABA ALLAHIM BANA BU FIRATI VERİRMİ
hızır

Monday, April 13, 2009

o diil de

mübarek paskalya bayramı sağolsun herkes biyerlere dağıldı. bütün arkadaşlarım biyerlerde şu an. unintended'ımı da az önce yolculadım, şu anda yurt odasını ve bilgisayarını işgal ediyorum. dağdan geldim bağdakini kovdum bi nevi. "kafam bozuldu burda darlandım ders de çalışamıyorum ben bi çek cumhuriyetine kadar gidiyim" diyip gitti. "burda ders çalışamıyorum orda çalışırım" diye ülke değiştireni ilk defa görüyorum. akademik gelişmelerini ilgiyle takip edicem. ben de paskalya tatilini eröristan'da geçiriyorum. memleket havası gibisi yok. bi tek işte iyi reklam yapamıyoruz, yoksa turistler için cennet bi mekan. çek cumhuriyetinden bi eksiğimiz olduğunu sanmıyorum.

diğer memleketim olan türkiye'de ise youtube'a erişimin engellenmesinden sonra google'a erişimin yasaklanması gündeme gelmiş. bence internete erişim engellensin rahat edelim. yerli basında şu şekilde yer bulan bu haberin yabancı basına sızacağı ve beni "sizin ülkedeki insanlar nası bi kafa yaşıyolar?" benzeri sorularla muhattap edeceği günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

dershanedeyken bi kimya hocamız vardı. "bi bardak çayın var. kafan bozuldu, içine bi tane şeker attın karıştırdın. noolur o şeker? homojen olur" gibi efsaneleri vardı. ben de kafam bozulduğunda çaya şeker atmak, homojen olduğunu gördükçe rahat bi nefes almak istiyorum. kafam bozuluyo çünkü bu ara baya bi. bzzzt.

Thursday, April 9, 2009

hobaaa gençler oturmaya mı geldik




bugün ipodumu evde unuttuğum için yollarda sıkıldım ve "ulan bu avusturlar yolda devamlı kitap okuyolar ben de öyle yapiyim bari" adlı deneyi uyguladım. çıkardım "sanatta psikanaliz" kitabımı, en entel halimle okumaya başladım.

deney sonuçları: 1 katılımcıdan %100ü metroda kitap okuma işlemi esnasında ineceği yeri 4 durak geçtikten sonra farkedip kendini ebesinin şeyi ştrase'de buldu. deney sonrası yapılan incelemelerde deneklerin tümünde mide bulantısı şikayeti tespit edildi.

deney sonuçlarının yorumlanması: hareket halindeki araçta kitap okunmazmış. yolda müzik dinlemek en güzeliymiş. avusturya milleti midesizmiş o yüzden bulantı şikayeti yaşamıyomuş.


unintended beni "skins" adlı ingiliz dizisine sardı. her şey, dün akşam onlardayken beni oturtup çocuğa çizgifilm açar gibi bilgisayardan skins açıp "sen bunu izle ben ders çalışiyim biraz" demesiyle oldu. işte özetle gençler felan var, bunların dejenere ilişkileri ve hayatları var, bi de herkes sevişiyo, kimse oturmaya gelmemiş. dizinin bi özelliği de oyuncuların tanınmamış, öyle gelip oyuncu seçmelerine katılmış olan, sokaktan geçen vatandaş tadında insanlardan oluşması (biri hariç - about a boy filmindeki minik ovlan oynuyo, büyümüş koca piç olmuş bak resimdeki yeşil tişörtlü). çok hasta bi dizi, feci de bağımlılık yapıyo. tavsiye ederim. ama +18 uyandıriyim baya baya her şey var yani. gerçi karakterler 18 olmamış daha ya neyse.

Tuesday, April 7, 2009

analytics diyarından selam getirmişem

i have to study but so sleepy: yalnız değilsin. been there done that.

2 gorl 1 gay: adam madem gay, naapsın 2 gorlle? sen de yani en olmicak şeyleri istiyosun google'dan.

.m istiyorum bana .m ver: google'ın henüz böyle bi hizmeti yok ama yakındır. bunu ben sansürledim yoksa açık ve net yazmıştı arkadaş. tak tak belirtmişti hayattan istediklerini.

banyo yapınca çamaşırlar nasıl neden kurur: nasıl yetmiyo, nedenini de bilmek istiyo. çamaşırlarınla mı banyo yapıyosun nedir anlamadım ki... nolursa olsun bilimin cevap veremediği sorulardan biridir bu.

cikcikcik profil koyma: çıtçıtçıtçıt çedene de sar bedeni bedene

lazerle komşu dinleme: paranoid şizofrenide son nokta. duyular birbirine girmiş artık.

tek bir erkek arkadaşla yazış: çoklusu makbuldür onun.

you're so gay and you don't even like boys türkçe: aha da gene. tamam lan. peki


****


yoğun istek üzerine:


Çok İbnesin

umarim H&M marka esarbinla kendini asarsin
mozart dinleyip bosalirken
los angeles'tan sikayet edip mizmizlaniyosun
yagmurun altinda hemingway okuyor olmayi diliyorsun
et yemiyorsun
ve elektrikli araba kullaniyorsun
o kadar indie rock'sin ki bu neredeyse bir sanat
hayatta kalabilmek için 45 faktörlü günes kremine ihtiyacin var

çok ibnesin ama erkeklerden hoslanmiyosun bile
hayir erkeklerden hoslanmiyorsun bile

çok üzgünsün belki de çocuk menüsü almalisin (happy meal)
çok zayifsin büyük seçim almalisin
gizli gizli çok egleniyorsun
kimse seni anlamiyor diye
çok acimasizim çünkü kendinden baska bisey düsünmeni saglayamiyorum
çok kizginim çünkü myspace'te takilmayi tercih ediyorsun
(benden) daha çok makyaj yapan birine asik olduguma inanamiyorum

çok ibnesin ama erkeklerden hoslanmiyosun bile
hayir erkeklerden hoslanmiyorsun bile

ay çok nazigim diye geziyosun
pantolonunu indiriyosun ortada bisey yok
keske bana gerçek yüzünü gösterebilseydin / bana karşı dürüst olabilseydin (gibi bişey)

*****

vatana millete hayırlı olsun.

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

GİRİŞ SINAVLARIMI GEÇTİM

İKİNCİ SINAVI DA GEÇMİŞİM

ARTIK BURDA OKUYABİLİCEM

ZAFER SARHOŞLUĞU YAŞIYORUM

çalsın sazlar oynasın erkekler (yakışıklı olanları) LÖÖÖY LÖÖ LÖÖY LÖÖÖY LÖÖÖY LÖÖÖY LÖÖÖÖÖY

Sunday, April 5, 2009

mim gelmiş + ev hali

bi kere geldi mi ardı arkası kesilmiyo sanki :P

cornflake girl mimlemiş, "erkek olsaydın napardın ve asla napmazdın"

erkek olsaydım gay olurdum. gazetelere röportaj verip ben yanlış bedende doğmuşum içimde narin kırılgan bir kız çocuğu var falan derdim.

erkek olsaydım asla ben herkesle yatiyim ama evleniceğim kız bakire olsun mentalitesinde olmazdım. (gay olurdum ama onun dışında, olmasaydım da yani)

aslında cornflake girl daha uzun yazmış ama başka bişi yazmak gelmedi şimdi içimden.

ben de o zaman forsaken'ı mimliyorum huzurlarınızda, "kız olsaydın napardın ve asla napmazdın" şeklinde. "ne" yerine "neler" şeklinde de olabilir, canı nası isterse.

böylelikle bir mimin daha sonuna geldik.

geçen gün arkadaşımla yolda yürürken saat sorma bahanesiyle yanaşıp sonradan bizi takip etmek ve devamlı laf atmak suretiyle rahatsız eden bacağımla aynı hizadaki çocuğu düşündükçe hala şaşırıyorum sevgili gönül jelibonları. çok repçi bi tarzı vardı (bol takılıyodu aaabiieee bolcuydu yaneee) ve "canım sen kaç yaşındasın?" dediğimde "13 yaşındayım canım sen kaç yaşındasın?" diyecek kadar da anlamsız bi özgüvene sahipti. ciddi ciddi bize iş atarken "sen gidip yaşıtlarınla oynasana" dediğimde "ben 13 yaşında olabilirim ama çok cool'um benle bi takılsan anlarsın gel beraber biyere gidelim" dicek kadar da arsızdı. avusturyalı diildi, türk de diildi ama türkçe küfredince mesajı alıp uzaklaştı. buralarda herkes türkçe"kendini cinsel ilişkiye maruz bırak, git" diyince anlıyo. zamanında abimin dediği gibi: aslında biz viyanayı almışız, haberimiz yok.

ev arkadaşlarıma taşınıcağmı haber verdim, bu haftadan itibaren ev arama çalışmalarına başlıyorum. geçen seferki gibi karşıma abuk subuk tipler çıkarsa anlatıcak çok şeyim olucak. ama artık kimsenin camgöz (gıcık ev arkıma holly'nin taktığı isim - göz bebekleri kocaman ve sapık sapık bakıyo diye) kadar abuk subuk olabiliceğine inanmıyorum. bekleyelim ve görelim.

bu arada taşınırken eşyalarımı bu asansörsüz güzide binanın 4 kat merdiveninden nası indiriceğm de merak konusu. bu vesileyle farkettim ki burda ev arkadaşlarım hariç hiç erkek cinsi arkadaşım yok.


şu an kaldığım evde olmayan ve yeni evimde aradığım özellikler:

- banyo (bu evde banyo için ayrı bi oda yok evin girişinin orda perdenin arkasında küvet var orda yıkanıyoruz ve ayrı bi "banyo odası" olmadığı için yıkanırken üşüyorum)

-bozulup durmayan sıcak su

- mümkünse parçalanmayan ve yürürken takılmicağm yerler (ama şart diil olmazsa da sağlık olsun)

- asansör ya da az merdiven

- yakınlarda market olması

- adam gibi çalışan ısıtma sistemi

- içinde hareket serbestliği sağlicak boyutta bi oda (nam-ı diğer: dolap boyutunda olmayan oda)

- evde bir adet camgöz olmaması


evet bunlara özellikle dikkat edicem. bi de çok pahalı olmasın plssss tşk kib cnms :P

Wednesday, April 1, 2009

mimsizliğe veda partisi

evet ilk mimimi (muppet show'daki beeker 'ın konuşması gibi oldu... mimimimimimi) küçük kız'dan aldım. mimimizin konusu lakaplar.

bildiğim kadarıyla arkadaşlar arasında bana lakap takan sadece iki kişi oldu. diğerleri adımı kullanmayı tercih ettiler. ben yokken benden gerizekalı diye bahsediyolarsa bilmiyorum :P

bi arkadaşımla zamanında çok benzerdik. "siz kardeş misiniz" diyen 393932. kişiye hayır ikiziz dedik sonra birbirimize zaman zaman ikiz ya da iküz demeye başladık. hala bazen diyoruz artık benzemesek de.

suninherhead
bana elf der bazen. tolkien'la alakası olduğunu sanmıyorum.

lakap durumumun tavan yaptığı yer hane içidir. abimle babam çok orjinal isimlerle gelirler.

abimin bana şimdiye kadar taktığı bazı isimler kronolojik olarak minimon (mini monsters diye bi bilgisayar oyunu varmış eskiden, hiç hatırlamıyorum muhtemelen commodore 64 oyunudur, ordan geliyomuş), mıcır, mıcık, miniko, minikyus (miniko'nun bizans etkileri barındıran versiyonu), mikido ve onun bu sıralar kullandığı yeni versiyonu olan mikid.

babam bana yıllarca nedenini bilmediğim bi şekilde "bayan fındık" dedi. arkadaşlarım bana telefon ettiğinde babam açarsa "bayan fındıkla mı görüşmek istiyosunuz bi saniye veriyorum" demeye başladığında acaip alay konusu olunca kendisinden bu ismi sadece aile içinde kullanmasını rica ettim. onun dışında zaman zaman mındık dediğini hatırlıyorum küçükken. bi de, çok küçükken, bana kara böcek derdi ve bundan hiç hoşlanmazdım. filmlerde babalar kızlarına "dinle balkabağım, neden oturmuyorsun?" derken benim babam neden bana kara böcek diyodu? zaten insanların beni oğlan çocuğu zannetmesinden dolayı yeterince sinirliydim. neyse ki o dönem çok uzun sürmedi. bu aralar ise istikrarlı bir şekilde "fıstık" diyo bana. ben de benimsiyorum :P

bir mimin daha sonuna geldik. bu mimi unintended'a, ece'ye ve cornflakegirl'e paslıyorum. pas.

ikinci mim de cornflakegirl'den gelmiş. kendinden bahsetme mimi. şurda o tadda bişey yazmıştım ingilizce olarak fekat haydi gelin hepbirlikte bunun bir de devamına göz atalım:

ben:

- genellikle sakin bi insanımdır

- bi erkeğin ilk suratına sonra ayakkabısına bakarım. öyle bi manyağım. eğer ayakkabıları çok kötüyse (kıro ayakkabılar, uzun sivri burunlu pezevenk ayakkabıları vs) o ağzıyla kuş tutsa olmaz.

- ilk görüşte aşka inanmazdım ama başıma gelince inanmaya başladım
mesela bu resimdekine aşık olmam için bi kere görmem yetti. artık beraber yaşıyoruz. çok mutluyuz.

- dağınık bi insanım. oda toplamaktan hiç hazetmem dağınıklıktan da rahatsız olmam.

- yatak çarşafı örtüsü kılıfı bilmemnesi değiştirmeyi hiç sevmem. yerleri silmekten sonra ev sevmediğim ev işi budur muhtemelen.

- yabancı dillerle ilgilenirim. bilmediğim dillerde çeşitli laflar öğrenmek hoşuma gider.

- mantıklı bi insanım.

- mütemadiyen hafıza yetmezliği çekiyorum. bir commodore 64 kadar hafızam olduğunu düşünüyodum ama dün unintended 8 bit'ten sonrasını kaydedemediğimi söyledi.

- üşengeç bi insanım. şu anda 5 dk'lık yürüme mesafemdeki bi barda olan insanlarla mı buluşsam yoksa yataktan çıkmasam mı onu düşünüyorum.

- bütün gün evdeysem pijamalarımla dolaşırım asla üstümü değiştirmem. cornflake girl de çok şaşırır her seferinde "nası ya ben bütün gün pijamalarla gezsem kendimi hasta gibi hissederim mutlaka giyinmem lazım evde durucak olsam da" der.

- dansetmeyi severim.

- şarkı söylemeyi çok severim.

- bamya çok severim, bi çok insanın neden sevmediğini anlamam.

- hayatımda ilk kereviz yediğimde üniversitede üçü bitirmiştim. staj yaptığım hastanenin yemekhanesinde patates zannedip yemiştim. sonrasında da sudan çıkmış bir balık gibi çırpınmıştım. "BU NEEE?!?!" diye sorduğumda arkadaşım "kereviz? hiç yemedin mi?" demişti. annemin küçükken ve sonrasında bana zorla kereviz yedirmemesine çok şaşırmışlardı. canım annem, on numara kadınsın.

- lunapark aletlerinden korkarım. kendi isteğimle binebiliceğim en ekstrem lunapark aleti su kaydırağıdır. geçtiğimiz yıllarda cebren ve hileyle hem kendi etrafında hem de belli bir yörüngede dönüp duran bişeye bindirildiğimde az daha altıma sıçıyodum. yanımda oturan arkadaşım kötü olursam ona bakabiliceğmi söylemişti. inene kadar psikopat bir ":D" ifadesiyle ona baktım. daha da binmem öyle şeylere. bitmiştir.

- ev arklarımdan birini eşşek sudan gelinceye kadar dövmek, sonrasında da 5 vurup 1 saymak istiyorum. nispeten ucuz bi ev bulursam taşınmak istiyorum.



hadi yeter bu kadar. bu mimi de voodoogirl'e, holly golightly'e ve babegazelle'e paslıyorum, üstümde kalmasın.