Saturday, October 31, 2009

sarhoşum dostlarım, sarhoşum sarhoş

of çok yoruldum. eve yürüdüm çünkü az önce.

peki eve kadar göt donduran viyana soğuğunda ellerim donarak taşıdığım pizzanın tam kapının önünde yere düşmesini kim açıklicak? sen söyle evladım, gözlüklü olan, evet.

yarın sonsuza kadar uyumayı planlıyorum.

cadılar bayramınız kutlu olsun. yarın bi cadılar bayramı partisine gidicem. hangi enerjiyle gidicem bilmiyorum zira şu an feci durumdayım. bi de giyinip şekilden şekilde girme mevzusu var ki... var. öyle özel bi cadılar bayramı kıyafetim olmadığı için emo olarak gitmeyi planlıyorum.

hürriyet'te okudum türkiye'de bi köyde emo görmüşler uzaylı zannedip dövmüşler çok güldüm. uzaylıları neden dövüyoruz ki? köycenek uzaylılara olan bu agresyon niye?

bu takıldığım çocuğun benden 2 yaş küçük olduğunu zannediyodum meğer 3 yaş küçükmüş. çüş. iyice yaşlı hissediyorum kendimi. evet james mcavoy'un karısı kendinden 9 yaş büyük olabilir, ancak bu demek diil ki ben kendimden 3 yaş küçük bi çocukla çıkabileyim. adı üzerinde çocuk. ben adam istiyorum. nolucak bilmiyorum o yüzden. adam gibi adam kalmadı şekerim aaaa.

yarın beni saat öğlen 1den önce arayan herkesi döverim. ya da dur telefonun sesini kapatiyim de efendi gibi uyuyim.

telering allah belanı versin ayrıca. ne biçim operatörsün? bütün gün deli ettin beni yok bağlantı hatası yok bilmemne diye arattırmadın kimseyi. karıma bile ulaşamadım.

holly'i özledim.

sevgili en son karşılaştığımız partide kız arkadaşınla gelmene rağmen utanmadan bana yazan adam,
nasılsın iyi misin? beni soracak olursan iyiyim. beni neden feysbukta ekliyosun? "hayır"ın neresini anlamadın? neden bir tane normal adam beni bulmuyo?

neyse. horrrrzzz.

Wednesday, October 28, 2009

anne ben anarşik oldum

şu anda islam tarihi hakkında almanca bi yazı yazmaya çalışıyorum. bu yazdığım güzide yazıyı sonra derste sunum haline getiricek olmam bünyemde gerilimlere yol açsa da şu anda almanca ağır bi yazı yazmanın verdiği gerilimle çok meşgul olduğumdan dolayı, onun bunalımına sonradan ayrıca girmeyi planlıyorum. bi de bu sunumu 3 kişi beraber yapıcak olmamız ve bu 3 kişiden birinin "her şeyi ben bilirim" havasında tutucu ve tutturukçu bi kız olması gerçeği var ki evlere şenlik.

şu anda aldığımız bir son dakika haberine göre almanca çok zor bir dilmiş ve grameri saç yolduruyormuş. eröristan cumhurbaşkanı ayem natyorfroyd avusturya'dan bildiriyor:

benim gibi 2 senedir burda olan yabancı bi arkadaşım var, ne zaman bir araya gelsek konu aynı yere geliyo: "ya biz ne zaman adam gibi almanca konuşabilmeye başlicaz?" bi de birisi sana bişey anlatırken anlamayıp "x ne demek?" diye sorduğunda "x, y gibi bişey" demesi, senin bu sefer "eee y ne demek ki??" diye sorman, karşındakinin de bu kelimeleri açıklamaya çalışması ve onların ingilizcesini bilmemesi şeklinde bi kabızlık reaksiyonuna girmek, burda her gün yaşadığım sıradan bir olay. teşekkür ediyorum.

burda geçen cumadan beri üniversitelerin paralı olmasını sağlicak olan yasa tasarısı protesto ediliyo. üniversiteler şu anda avusturyalılara paralı diil, 15 euro mu ne öyle bişey ödüyolar şaka parası gibi. ben eu vatandaşı olmadığımdan dolayı avrupa geneline bakıldığında çok cüzzi bi miktarda da olsa para veriyorum. şimdi bu yasa geçerse avusturyalılar para ödicek, ben de onların ödediğinin iki katını ödemek zorunda kalıcam, o yüzden gaz gaz protestolara katılıyorum. geçen cuma yüzlerce öğrenci olarak bi amfide toplanıp sabahladık, arada müzik çaldı gruplar çıktı dansettik bira içtik, arada bağırdık çağırdık falan ilginçti baya. cumadan bugüne kadar o amfiyi işgal ettiler dersler iptal oldu, olay ilk sıradan gündeme oturdu. bugün de yürüyüş vardı, bu sefer baya baya onbinlerce kişi sokaklara döküldü. ben de biraz yürüyüp bu islam tarihi ödevini yapmak için eve geldim.

ev arkadaşlarımın birinin alman bi arkadaşı var. onunla böyle sevgilisel potansiyeldeyiz kısa bi süredir. o da devamlı eylemde, devamlı isyanda. onun sayesinde bütün bu olaylardan haberdar oluyorum. gene alman buldum, nolucak bilmiyorum. hayırlıssssııııııı...

Tuesday, October 27, 2009

istiyorum!

kısır istiyorum!!! bana kısır yollayın!!!

evet gurbet ellerde canım türk yemeği çekti.

of olsa ne yerim yaaa!! ağzım sulandı ciddi ciddi.

Monday, October 12, 2009

hasta(sı)yım



supernatural çok süper bi dizi ve jensen ackles çok net hayatımda gördüğüm en yakışıklı adam. bakın da biraz gözünüz gönlünüz açılsın. buna baka baka gribi yenebileceğimi düşünüyorum.

evde kendi kendime uydurma çorbalar yapıyorum. artık iyleşmek istiyorum yeterin. bütün haftasonunu yatakta geçirdim lan! (tek başıma)

eliza'cığım da halime üzülüp üzüntüsünden grip olmuş, ona da çok büyük geçmiş olsun diyorum.

haftasonunda sıkıntıdan ölmememde family guy dizisinin büyük katkısı oldu. hakkını ödeyemem. onun dışında yer yer avustralya televizyonuna sardım gene, rove live izleyip güldüm. bikaç tane de film izledim. dünya üzerinde izlemediğim hollywood romantik komedisi kalmadı sanırsam. bi de biz burda biri 5 ay sonra "seni seviyor gibi olabilme ihtimalim var sanırım" gibisinden bişi dediğinde ağzından bal damlıyor zannederken bu tip filmlerdeki "1. gün: sana gıcık oluyorum. 2.gün: aaa ikimizin de en sevdiği film aynıymış hop aşık oldum nerde yüzük" paternleri müthiş. netice itibariyle ikisi de saçma ama bi tanesini izlemesi daha eğlenceli oluyo.

bugün, markası "kutup ayısı" olan bi öksürük şurubu aldım. yan etki olarak kış uykusuna yatırmadığını umuyorum, zira yarın bisürü dersim var.

Friday, October 9, 2009

"beni bildiğin çöpten almışlar ya"(*)

hep yazcam yazcam yazamıyorum. önce internetimizin yenilenmesini beklemem gerekti - ki zorlu bi süreçti, internetsizlik bende yoksunluk belirtilerine yol açtı, titreme geldi. bu yoksunluk belirtileri arasında birden bire nezle olmak ve sürekli salya sümük olmak da vardı. sonra da harıl harıl genetik sınavına çalışmam icap etti. neyse. kısa bir aradan sonra sizlerleyiz.

bu kısa ara esnasında hayatımın aşkını buldum. şaka lan şaka bulmadım. dağılın şimdi.

ya da durun durun gitmeyin bişi dicem.

yeni ev arkadaşlarımı çok seviyorum. en sonunda insan gibi ev arkadaşlarım oldu. bi tanesi avusturyalı bi kız, diğeri de alman bi kız. burda müze gecesi diye bi şey var yılda bi kere oluyo sanırım, bi tane bilet alıyosun gece 1e kadar bütün müzelere o biletle girebiliyosun. alman olanla ona gittik kültürden aşırı doz olduk çok güzeldi. sonra burda böyle bisürü müzenin olduğu bi alan var, oranın bi de meydanı var gençler takılıyo. tam müze gezmemize yemek molası verip müze alanına geri dönüyoduk ki o da ne? bangır bangır "beat it" çalıyo. burda bu akşam müzik yayını yoktu nerden çıktı derken bende ampul yandı deli gibi alana koşmaya başladım.

flashmob diye bi olay var. bi grup (genellikle büyük bi grup) insan bi anda toplum içinde tuhaf/ilginç bişey yapıp sonra hiç bişey olmamış gibi dağılıyolar. bi şekilde organize olup biyere gidip kalabalığa karışıp yapıyolar bunu. bu aralar michael jackson'ı anma amaçlı flashmob videoları dolaşıyodu youtube'da, bi grup insan birden bire kalabalık bi yerde "beat it" dansı yapmaya başlıyolar. ve evet duyduğum müzik de bundan kaynaklanıyodu. sadece son 2 saniyesine yetişebildiğim için çok sinir oldum. ciddi ciddi sinir oldum.

aynı insanların aynı gün içinde başka bi saatte viyana'nın başka bi yerinde sergiledikleri performans:



ben de "beat it" dansı öğrenmek istiyorum. ayrıca unintended'ın da benim de düğünlerimizde bi grup insanla beklenmedik bi anda senkronize thriller dansı yapma hayalimiz var. tabi önce adam bulmak lazım, sonra thriller da öğrenilir, takla da atılır.






(*)unintended'ın anne ve babasına benzememesinden dolayı çıkardığı sonuçtur.