Sunday, January 3, 2010

münih delirmeleri

viyana'dan kucak dolusu sevgiler, gönülcinas blog alemi. evet döndüm bikaç gün oluyo. fotoğraflı münih izlenimlerimi okumak isteyenler ve bunun ingiliz dilinde olmasını sorun etmeyenler buradan buyursun. orda olayın neşeli kısmını yazdım ve kaldığım evdeki annesel facialara değinmedim. meğer arkadaşımın annesi içinde bi godzilla barındırıyormuş.

arkadaşım çok şirine bi insan o yüzden ona şirine dicem. şimdi bu şirine'nin annesi hırvat. ilk gittiğimde hoş geldin yavrum al sana yemek şeklinde karşılandım. ilk başta "ye ye daha çok ye, başka bişey ister misin? ondan da ye bundan da ye, hep ye" şeklindeki yaklaşımını görünce "aa ne güzel aynı evimde gibiyim" diye düşündüm. derken bi kaç gün sonra "odanız neden bu kadar dağınık, neden her gece dışarlardasınız" yaklaşımı ortaya çıkınca kendimi fazla bi evimde gibi hissetmeye başladım. daha doğrusu evimin 18 yaş versiyonu. teyzeye ben üç beş gün tatile geldiğim için her gece çıktığımızı, normalde tabii ki de böyle bi yaşam tarzımızın olmadığını zira bünyemizin bunu kaldırmicanı anlatmaya çalıştık ama anlamak istemedi. evden aceleyle çıktığımız bi gün biz yokken odaya girip benim bavulumu açık, yataklarımızı yapılmamış ve bi iki kıyafeti yatağın üstünde görünce akşam kavga çıkardı. gelmişim iki gün olmuş ben kızın odasında pısmış oturuyorum salonda ana kız bağrışıyolar. şirine odaya geldi dedim sorun oluyosa gidiyim ben. yok dedi annem öyle parlar söner bana kızdı aslında sen üstüne alınma. gidiyim dedim ama nereye gidicem onu da bilmiyorum, internetten couch surfing sayfasına baktım ordan bişey bulup birinde mi kalsam diye ama daha önce hiç yapmadığım bi olay, tanımadığım birinde kalmak yemedi. ama pharaoh şurda anlatmış, çok güzel bi olaya benziyo, bi gün ben de yapıcam.

ertesi gün her şey normale döndü iyi dedim o zaman bi seferlik bişeydi heralde. fekat bikaç gün sonra beklenmedik bi olay patlak verdi. bi akşam şirineyle salondan geçerken karanlıkta yerdeki saksıyı görmedim, ayağım takıldı. saksı kırıldı. annesi yatmıştı, ikimiz hemen temizledik ortalığı. çok utandım sakarlığımdan ama içimden de dedim ki neyse ki antika falan bi saksı diil, düz mavi ikea saksısı, hemen alırım yenisini. yattık kalktık ertesi gün olduuuu... şirine banyoya gitti ben de günaydın demeye mutfağa gittim. günaydın dedim, annesi döver gibi günaydın dedi. baktım dolapları kapıları çarpıyo daaan duuun... allah allah neye kızdı bu kadar acaba diye düşündüm. oturdum, ölüm sessizliği, bi tek çarpılan dolapların sesi var. "saksıya mı sinirlendi acaba? ama yok artık ya o kadar da diil heralde. özür dilemem lazım. nası desem? saksının almancası neydi? ay nası başlicam lafa dolapları çarpıyo korkuyorum". ağzımı açıp açıp kapatıyorum konuşamıyorum bi türlü, korktum kadından. neyse en sonunda bi 10 dk sessizlikten sonra cesaret edip konuştum:

- dün gece yanlışlıkla saksınızı kırdım çok özür dilerim, yenisini alıcam bugün
+ ha iyi oldu şimdi bişey söylediğin!! şimdi mi aklına geldi? 10 dakikadır burda oturuyosun şimdi mi özür diliyosun?? böyle rezalet olmaz başkasının evindesin hareketlerine dikkat ediceksin bu kadar sakar olmaya hakkın yok
- ama ben...
+ bu eve kaç tane insan geldi hiç biri bi şey kırmadı şimdiye kadar. bu hiç komik diil
- bence de komik diil ben komik demedim ki? çok özür dilerim isteyerek olmadı yenisini alıcam
+ yenisini almana gerek yok istemiyorum o saksı gitti artık öyle bi saksı bulamazsın bi daha. ben böyle sakarlık görmedim!!

şirine'nin odasına kaçtım. ağlamaya başladım duramıyorum. kaç kereler misafirliğe gittim, hiçbi zaman ev sahibi bana bağırmamıştı. arkadaşlarımın aileleri de beni severler genelde, hiç biri bana böyle sinir olmamıştı. düz mavi bi saksı neden bi daha bulunmuyo ki? şirine geldi odaya noldu dedi, dedim bana bilet alalım internetten ben eve gitmek istiyorum. kredi kartım da yok, kızın alması lazım. beraber biletlere baktık internetten, ben ağlamamı durduramıyorum bi türlü. derken annezilla daldı gene odaya:

anne: yeter artık ağlama amma olay yaptın mutfağa gelin kahveler soğuyo!!
şirine: kahve istemiyoruz anne bilet bakıyoruz, kız eve dönmek istiyo
anne: oooff amma olay çıkardın saçmalamayın! sen de kes ağlamayı drama yapma! gitmene gerek yok kalabilirsin.
freud: ben... fırk... isteyerek olmadı... hıck... eve gitmek istiyorum
anne: illa gidicek misin yani
freud: evet
anne: hayret bişey yaa!!

trenler son dakika çok pahalı olunca şirine başka bi şey önerdi. internette bi sayfa var avrupa için sanırım, bi şehirden başka bi şehre arabayla giden insanlar oraya ilan veriyolar, çok makul bi fiyata onlarla gidiyosun. ordan son dakikada bişey bulduk. hemen eşyalarımı topladım. o esnada mutfakta şirineyle annesi gene birbirine girdi. sonradan şirine dedi ki "annem saksıda diil, sakarlık yapmana kızmış, onun evinde hareketlerine dikkat etmeyip sakarlık yaptığını ve bunun ona karşı yapılmış bi saygısızlık olduğunu düşünüyo". çok ilginç bi bakış açısı gerçekten, sanki insan saygı duymadığı insanlara özel sakarlık yapıyomuş gibi.

neyse allahtan hemen o günün akşamına viyana'ya dönen insanlar buldum ve onlarla döndüm. yolculuk çok rahat ve güzel geçti. çok tatlı bi alman çiftin arabasına bindim. benim gibi o akşam viyanaya dönmek isteyen 2 kişi daha vardı. hemen kaynaştık, konuşa konuşa gittik, beş saatin nasıl geçtiğini anlamadım.

yılbaşını münih'te geçirmek kısmet olmadı ama viyana'da yılbaşı da güzeldi. saat 12'de arkadaşlarımla bi binanın terasına çıkıp havai fişekleri izledik, kadeh tokuşturduk ve 2010'un daha güzel bi yıl olmasını diledik. 2010'la ilgili iyi bi his var içimde, neden bilmiyorum.

umarım hepiniz güzel bi yılbaşı geçirmişsinizdir. iyi 2010'lar herkese.


not: editors'ın munich diye bi şarkısı var şimdi baktım sözleri ne kadar da benim münih maceramla alakalıymış şaka gibi:

"It breaks if you don't force it
It breaks if you don't try

People are fragile things, you should know by now
Be careful what you put them through"

10 comments:

Eliza Doolittle said...

Resimli aciklamali diger yaziya bilahare yorumumu yaptim.
Buna gelince, yok artik daha neler diyesim var. Hatta senin firk firk aglarkenki halini dusunup tovbe yarabbim Kucuk Prenses Sara, efendime soyliyim kuzenlerinde kalirken kendini pek kotu hisseden bi kizcagiz vardi Gumus Patenler mi ne bi cocukluk romaninda o filan gibi karakterleri hatirlayinca gidip kadina bi nanik yapip gelesim de hasil oldu. Amma felatun, isin en iyi yani, elalemin anasi, bosver bi daha da gormiyceksin. Ya muhtemelen cok cici bi babasi, harika bi anneannesi filan oldugu icin yandan kurtarmis Sirine napsin?!
Keyfine bak sen..Mutlu yillaaarrr :)

i am not your freud said...

gümüş patenler'i okumuştum ben küçükken :) çok sevmiştim hatta ama fazla hatırlamıyorum. evet allahtan bi daha görmicem kendisini.

mutlu yıllaaaar :)

i am not your freud said...

eliza'cım diğer yazıda yorum göremedim ben? kaydetmemiş mi nedir?

Griffith said...

hanfendinin kafasına saksı düşmüş olmalı.

bir psikoloğa falan görünsün o.

Eliza Doolittle said...

Olabilir canim belki kaydetmemistir. Super komik levhayla sugar daddy bizness'a gulmustum :)

i am not your freud said...

griffith - bana görünmesin de kime görünürse görünsün :)

eliza - sugar daddy çok fena ya "buraya sık geliyo musun" diye muhabbet açanı mı istersin, içki ısmarlayanı mı istersin, almış başını gidiyo.

Griffith said...

Aa sen psikilogtun değil mi? Unutmuşum.

O zaman bu kadın için yapabileceğimiz bir şey yok.Baksana, psikoloğu bile ağlatmış.Umutsuz vaka.

i am not your freud said...

psikologlar da ağlar...


ahahah

pharaoh said...

freud'um ne yasamissin yau :( oha diyorum cidden saka gibi.. bu yolculukta bir olay varmis bence gitmen ayri dert, kalman ayri dert, allahtan donus eglenceli olmus :) hic canini sikmasaydin tatlim o kadinin kim bilir ne derdi vardi aklinda o an sen karsisinda oldugun icin sana carpti piyango. asil ben arkadasina acidim, allah sabir versin ona da ne diyeyim :P Bu arada bak kehanette bulunuyorum burdan, yeni yilda cok super seyler olacak ;) sen icini ferah tut!!

i am not your freud said...

sorma ya evren resmen gitme gitme diye uğraştı demek boşuna diilmiş :) arkadaşım allahtan o evde kalmıyo normalde viyana'da yaşıyo ama her tatilde olay çıkıyo anlaşılan.

sağol canım benim hepimize çok süper şeyler olsun :) ay bana çok süper bişeyler oluyoooor