Friday, February 12, 2010

yurttan sesler korosu



vatan topraklarında yapılcak bi sürü iş, görülcek bi sürü insan ve çok hızlı geçen zaman kombinasyonuyla yuvarlanmaktayım sevgili yumuşatıcılı gönül nemlendiricileri. geleli 10 gün falan oldu ve hala görüşemediğim arkadaşlarım ve akrabalarım olması çok feca bi durum. (feca= feci+fena) üstüne üstlük ders çalışmam falan lazım bi de bu tempoda ki hiç istemiyorum. bi tek insanlarla buluşmak, uyumak bi de şarkı söylemek istiyorum. sabahtan beri therapy? - bowels of love söylüyorum bas bas. şunu biri çalsa da söylesem keşke. bu arada nası başardım bilmiyorum ama bugün erken kalktım. şunu yaziyim derse oturucam. bi yandan da türk kahvesi höpürdetiyorum iyice uyanık oliyim diye.

o zaman kısa kısa özet geçiyim:

*geldiğimin ertesi günü kuaföre koşup 6 aydır kuaför yüzü görememiş olan, robinson crusoe/rapunzel tadındaki saçlarımı kestirdim, şekle girdiler. haftaya da dişçiye gidicem. dişçiden önce kuaföre koşmam ilginç. ya da diil, bilmiyorum.

*dün ailemle aşk-ı memnu izleyip dalga geçerken aile saadetini ne kadar özlemiş olduğumu farkettim.

*taksilerde gece tarifesi kalkmış olm

*hala bi pazar talan etmem, ucuza bisürü çorap çamaşır falan almam lazım.

*bazen içimden kurabiye yapmak geliyo. sonra geçiyo.

*güzin abla ve haydar dümen okumayı özlemişim, hasret gideriyorum onlarla. bi de kırık kalplerin oya ablası ve "canım beniiiim takma sen kafana hiç bişeyi bu erkekler için üzülmeye değmez bak ben üzüldüm de nooldu, amaaaan ;)" şeklindeki ağır psikolojik yazıları var.

*abim akvaryum almış içinde tuzlu su balıkları ve et yiyen bitkiler falan var. çok pis kitliyo. karşısına sandalye çekip oturduğumuz oluyo. otistik eğilimler başgösterdi bizde.

*akşam uzun zamandır görmediğim insanları görücem pek sevinçliyim.

*abim bana avusturya'dan iiiğğğğrennnnç kokulu bi peynir getirtti, önce çantam sonra bavulum böğk koktu. bavulu bi gece balkonda bırakmak zorunda kaldım o derece. ve o peynir hala yenmedi!! buzdolabında duruyo. o peynir yenecek!




*** resim: therapy?'nin en kral albümü olan "infernal love"ın kapağı. amcamın 80'ler tecavüzcüsü bıyığı takdire şayan.

3 comments:

Eliza Doolittle said...

Disciden once kuafor mu dedin, bundan dogal bi sey olabilir mi Freudcan, ben de ctesiye coco kuafor mani pedi bakim onarim randevularimi, taa saliya disci randevumu aldim hahahahah napalim hasret kaldik buralarda :)

Gece tarifesini gecen gidisimde pek bir tezahuratla karsilamistim ben de..mis gibi valla..

Iyi Istanbullar olsuuun :)

victoria said...

feca beni yedi bitirdi.

i am not your freud said...

eliza - hehe demek ki yalnız değilmişim. kuaförler de övünüyolar diğer müşterilere "bak bu müşterim taa avusturya'dan geldi bana" diye, sanki uçakla o kuaföre saç kestirmeye gidip dönüyomuşum gibi :) bu vesileyle avrupa'daki uçuk kuaför fiyatlarını kınıyorum. bana iyi istanbullar oldu, senin tatilin de süper geçmiştir umarım.

victoria - "feca", bi gün bi arkadaşımın dil sürçmesi sonucu kullandığı bi kelimedir, pek severim