Monday, May 10, 2010

blog buluşmaları

merhaba sevgili çilekli sütler. yazamadığım süre içinde 1. geleneksel blog görüşmeleri yapıldı. görüşmeler spontane ve basına kapalı olarak gerçekleştirildi. detaylar için tıklayınız. ya da durunuz o kendi gelir.


avusturya'da yapılan 1. geleneksel blog görüşmeleri geçtiğimiz hafta itibariyle sona erdi. yapılan açıklamalara göre ikili görüşmeler esnasında bloglar arası diyaloğun geliştirilmesi üzerinde duruldu ve blog sorunlarına dair barışçı çözüm önerileri masaya yatırıldı. bloglar arası dayanışmanın ortak bir paydada buluşmada önemli bir rol oynadığını kaydeden genel geyik başkanı i am not your freud "blog yöneticileri bloglar arası farklılıklara değil, blogların kardeşliğine odaklanmalı, bloglar arası ilişkilerin karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde ilerlemesine katkıda bulunmaya gayret göstermelidir" ifadelerini kullandı.



blog'dan tanıştığım ilk kişi miss chatte noire oldu. bi gün deniz'le internette konuşurken chatte noir'la aynı şehirde ikamet ettiğimizi öğrenince kendisiyle "slms, asl? cam var mı cam" şeklinde yakınlık kurdum ve "hadi o zaman bi kahve içelim" diye buluşup saatlerce konuştuktan sonra kendimizi ilerleyen saatlerde bi irlanda barında bulduk. yok lan yok bulmadık ben çeke çeke götürdüm. laf lafı açadursun az ötemizde duran bi grup genç beyefendi dikkatimizi çekti. chatte noir, benim beğendiğim irlandalı'yı "sanki boğazından sıkmışlar da gözleri pörtlemiş gibi" şeklinde nitelendirse de ben onun beğendiği arkadaşın prison break'teki adama benzediğini inkar etmedim. bütün bunlar olurken, söz konusu beyfendi grubuyla aramızda adeta bi duvar görevi gören ızbandut kılıklı hollandalı amcalar sinirimizi bozuyodu. saatler ilerledi, ızbandutlar nihayet zafer çığlıklarımız eşliğinde aramızdan çekildiler. "olm prizın breyk buraya bakıyo devamlı" dememle beraber prizın yanımıza yaklaşıp "afedersiniz nece konuşuyosunuz acaba çok merak ettim" dedi. bunu demek için yanımıza yaklaşınca farkettik ki prizını uzaktan sevmek gerekiyomuş, kendisi sadece karanlıkta gözleri kısarak bakınca prizına benziyomuş. demek ki her 3 numara saçlı hokka burunluyu prizın breyk sanmamalıymışız. neyse onun vesilesiyle benim patlak gözlüyle konuşma imkanı yakaladığım için hayalkırıklığım 2 saniyeyi aşmadı. hep beraber muhabbet ettik, güldük (daha ziyade prizını sallamadık çünkü o bayık çıktı, benimkiyle muhabbet ettik). allahım sana geliyorum dememe kalmadı, benimki "olduozamaniygünneeer" dedi gitti. bize de bahşiş olarak prizını bıraktı. "hemen gitmeyelim o gitti diye gitmiş olucaz ama prizın da çekilmiyo of" şeklinde biraz durduktan sonra neyse ki prizın da chatte noir'ın kendisini sallamadığını anlayıp gitti. bu maceramız da böylece sona erdi. bi sonraki maceramızda "bir ian sommerhalder gördüm sanki" ilüzyonuna kapılıp "gökhan özen gerçeği" ile yüzleşmek zorunda kalmamamızı diliyorum.

blog'dan tanıştığım ikinci kişi de voodoo girl'den dolayı internetten tanışıklığım olan jane doe oldu. geçen hafta şehrimize teşrif ediceğni haber verince buluşma planları yaptık. ikimiz de birbirimizin resmini görmediğimiz için birbirimizi içgüdüsel olarak tanımak durumunda kaldık. benim "şu mu acaba?" şeklindeki bakışlarımın da katkısı olmuş olabilir. neyse ben tam "ehuehue şimdi o jane doe sensin he mi" şeklinde bi moda giricekken kız beni aldı akademik ortama soktu "bu tez profesörüm bu proje asistanı bu dışişleri bakanı. arkadaşlar bu da burda yaşıyo, sorun!" diye, kendimi profesörlü mröfesörlü ortamda bilir kişi olarak buldum. büyüyünce mröfesör olmaya karar verdim ayrıca. neyse sonra baktım ortam kasış diil, profesörün muhabbet de iyi. hep beraber bira içtik, aklıma lisedeki "oğluuum ahmet hoca çok kafa ya var yaaa, içmeye gidiliiir" muhabbetleri geldi. sonra başka bi cafeye gittik, sonra onları chatte noir'la gittiğimiz bara götürdüm. jane doe "hoca da bi yere kadar" diye en az üç kere "hocam siz bizden sıkıldıysanız biz size mani olmayalım" dediyse de hoca mesajı almayıp "yok canım ne sıkılması gençler heh heh" diye bizimle bara geldi. barda yan yana dizildik, hoca da tepeden aldı hoparlörü aldı rock müziği, bi süre sonra zaten kendiliğinden gitti. holeey baş başa kaldık diye sevinmemiz çok uzun sürmedi çünkü bu sefer jane doe'nun arkadaşları otele dönmek isteyince jane doe da gidik sayıldı. bunu saymayız diye ayrıldık.

geçen cuma jane doe'nun son gecesinde tekrar buluştuk. onun arkadaşları ve benim arkadaşlarımla takıldık, canlı müzik dinledik. o kadar içtikten sonra shot yapmak kimin parlak fikriydi bilmiyorum ama ordan sonrasını hayal meyal hatırlıyorum. kısacası "gençler gecenin ilerleyen saatleride alkolün de etkisiyle kendilerinden geçtiler". bu esnada voodoo girl'e bir selam çakma mahiyetinde "voodoo girl modeli blog resmi" çektirdik:




çok eğlenip çok abuk subuk bi saatte dağıldığımızdan dolayı jane doe'nun ertesi sabahki uçağına nasıl yetişiceğni merak ediyodum ki aldığım bilgilere göre o uçak kaçmış. kendisine bu vesileyle geçmiş olsun diyor, en azından eve sağ salim varmasına sevindiğimi belirtmek istiyorum. bi de vatana döndüğümde çok fena ararım, affetmem :)

8 comments:

voodoo girl said...

hahahaha dün hikayesini dinlemiştim zaten fotoya da bayıldım ayrıca iade-i ziyaret bekliyoruz öpt by

Eliza Doolittle said...

Bi tane de amsterdam-viyana patlaticaz insallah, cok istiyorum bunuuu

Holly Golightly said...
This comment has been removed by the author.
miss chatte noire said...

hadi wentworth miller cok taktigim bi insan diildi,1.05 olmasini dert etmedik ancak fake ian`i kaldirabilecegimden emin degilim

i am not your freud said...

voodoo'cum bi iade-i ziyaret şart oldu. jane doe yaşıyo mu hiç sesi çıkmıyo döndüğünden beri?

elizakuzu: evet ya aynen ben de! ya ben oraya geliyim ya sen buraya gel ya da bi ben oraya geliyim bi sen buraya gel, bitsin bu hasret :)

chatte noire: çakma ian sarsar. oy oy oy evlerden ırak

voodoo girl said...

kendine gelmeye çalışıyor ya dünyaya döner bir kaç güne :)

a_janedoe said...

gittim gördüm döndüm..yaşlanmışız azizim..uçak kaçmakla kalmadı akademik hayatım da kayıyodu nerdeyse, sabahına bütün o profların gözü önünde kusup durduğum için..kesinlikle gelince aramalısın sırf intikam için seni alkol ve eğlence manyağı yapıcam..

ha bu arada herşey için tşkkürler

i am not your freud said...

tavuktan zehirlendim deseydin :)ayrıntıları alayım bilare. ne demek canım bişey yapmadım. gene bekleriz!