Saturday, December 4, 2010

real a lie, you're truly mine

öncelikle şunu söyliyim: melissa auf der maur fanı oldum. her gün bi şarkısını 10 kere dinlemezsem rahat edemiyorum. şu anda da real a lie, you're truly mine diye geziyorum.

peki niye öyle geziyorum?

geçen gün konserine gittim. sadece adını duymuştum önceden. birisi bana bi şarkısını yolladı, bu akşam konseri var hadi gel dedi. şarkıyı dinledim, geliyorum dedim. allahım sana geliyorum da demiş olabilirim, emin diilim.

peki kim bu birisi?

eskiden gıcık olduğum, şimdi ise hastası olduğum bi insan. baya baya hoşlandığım bi insan. bana son derece kanka çeken bi insan. öf bu ne biçim iş bi insan.

her buluşmamızda kendisiyle ilgili bi "aman allaam kaç kaç koş koşarak uzaklaş" temalı bilgi, bi de "bence evlenmeliyiz hem de bu sene" temalı bi bilgi ediniyorum. ben ki mantıklı bi insanım, "gönül gözüm kapalı giderek sana yazılıyorum" modeli geziyorum.

en ufacık minicik bi hoşlanma durumu olsaydı onun tarafından, hissederdim - ya da hoşlanan insan böyle bi öküzlük yapmaz şeklindeki çıkarımlarımdan biliyorum ki o hiç benim gibi düşünmüyo. bu yüzden arkadaş olmamız fikrine alışmam gerekiyo. belki de biraz mesafe koymam gerekiyo. koyamıyorum. ya da henüz koyamadım. salağım, biliyorum.

şu anda ev arıyo ve geçici olarak arkadaşında kalıyo. arkadaşının evi benim evimden 30 sn uzaklıkta. hemen köşede. bazen romantik komedilerdeki gibi arayıp "bi kapıya çıksana" diyip tutup öpesim ve kaçasım geliyo evinin önünden geçerken. sonradan "o neydi öyle manyak mısın?!" derse de "aa bilmem hatırlamıyorum sarhoştum" diyesim geliyo. arkadaşlarım "abi seviyosan git konuş bence" diyo. hiç birine götüm yemiyo. hayır bi de düşünsene ben dicem böyle böyle, o da dicek ki "aa yavru kuşum kankamsın sen benim", sonra bi dahaki buluşmamızda kasış olucak, bu böyle "ay yazık kıııız" modunda olucak bana, istemiyorum. ya bi de bi anlaşıyoruz ki sorma gitsin, acaip eğleniyoruz, muhabbetler gırla, buluşup duruyoruz devamlı. ben hiç bi erkekle tanışıp sonra baş başa baş başa buluşup da kanka olmadım. hani biriyle arkadaş olursun ama ortamdan biyerden tanırsın, böyle date gibi gelişmez olaylar. he salak ben bi de bunu date sandım bi de o var. aa ne güzel tanıyoruz birbirimizi derken bu bana bikaç kere buluştuğu kızın kendisine yol verdiğini ve ne kadar bozulduğunu anlattı. o esnada anladım freud kanka olduğumu. azcık şansım yaver gitse kafamı kıracağım zaten.

o yüzden:

"Real a lie, you're truly mine
I am that kind, living blind
Real a lie, I am that kind
Living blind, for a lie"

5 comments:

Eliza Doolittle said...

Freud..bişi diycem. Önceki aşkların tümünü düşün, giderlerse nefes alamam sandığın, canın acırsa geçmez bildiğin anları..küçük izlerden başka hangisi kaldı, nefessiz bıraktı? none.
E arkadaşlığından olurum desen, hem 1072 tane daha dostun var, hem de come oonnnn, adamın arkadaşlığından keyif almayı bırak, tahammül bile edemediğin anlar olmuş.

Yani diyceğim o ki yavrucuuum, kaybedicek neyin var, en kötü halde bile azcık içlenicek bikaç akşamdan başka? Öpüvee garii

i am not your freud said...

hehe öpüver diyosun güzel diyosun elizacığım da çok olmicak bi olay gibime geliyo. hem hoşlanmıyo benden hem de eröristan başbakanı. benim hoşlanmama şurubu içmem lazım. eczanede var mıdır?

Eliza Doolittle said...

Eczanede yok maalesef. Zamanın içinde var biraz, ya da acilen bulunası yeni bi crushta o zaman..

deniz @ analytic approach to style said...

üstünden çok geçmiş evet ama şu noktaya parmak basmak isterim ki; ben de hep date sanıyorum date çıkmıyo veya date diil sanıyorum date çıkıyo. devlet buna bir şey yapsın.

i am not your freud said...

ahaha devlet bu konuya eğilsin bence de