Friday, August 13, 2010

summer wine

Ben yazlıkçı oldum sevgili yumurtalı omletler. Bol bol denize giriyorum ve kıçımı serip yatıyorum. Hatta son zamanlarda kariyer planlarımda bi değişiklik yaparak deniz canlısı olmaya karar verdim. Ben suda duriyim öyle, arada fındık fıstık atın bana. Alkışlanıcak bişey olduğu zaman suda cıpcıp yapiym, isteyene boy veriyim, öyle geçsin günler. Yalnız çığlık atan çocuklara su atma hakkım saklıdır, sonradan yanlış olmasın.

Denizdi suydu bunlar güzel de ailecek yazlıkçı modu bazen daraltıcı olabiliyo, sevgili “dubaya kadar yüzelim”ciler. Özellikle babamın İstanbul’da etliye sütlüye karışmaz bi insanken burda “neeüüüy eve gece 3’te mi geldiniiiiiz?!?!” modeli bi insana dönüşmesi normalde ailesiz yaşayan bünyemi geriyor. Bi de nerden eve geldiniz diye sor, diskodan mı bardan mı? Yoo dostum yoo, zira burada öyle oluşumlar yok. E nerden geldik? (incecik sesle): sahilden. “Burası küçük yer ,söz olur, laf olur beri gelir” şeklinde bi mentaliteye yatay geçiş yapan babam zaman zaman “hareketlerine dikkat et, bu ne biçim oturmak, gel bana bazı bazı” gibi çıkışlarla da aklımı alıyor. Seneye yazlığa gelme hatasını bir daha yapmamayı planlıyorum.

Burda akşamları en büyük eğlencem İstanbul’dan ithal ettiğim Avusturyalı arkadaşımla birlikte sahilde oturup bira-çekirdek yaparken etraftaki Almancıların konuşmalarını dinlemek. Ben Almanya doğumlu Almancıları üçe ayırıyorum:
-Mikemmel Almanca konuşup kötü Türkçe konuşanlar
-Türkçeyi de Almancayı da çok iyi konuşanlar (genellikle Almancaları aksansız olup Türkçeleri sadece “e” harfini devamlı kapalı telaffuz etmelerinden kendini ele verir)
-Türkçeyi de Almancayı da doğru düzgün konuşamayanlar (favorim)

Bu üçüncü grup Almancılarımız konuşmayı sökemeyen çocuk agresyonuna sahiptir. Devamlı girdikleri kavgalardan ve ne kadar deliganlu olduklarından bahsederler. Kendilerini anlamak için hem Almanca hem Türkçe bilmek gerekir, zira “bana schimpfen etse egal , ama anama laf söyletmem” gibi çıkışları vardır. Her iki dili de ağlama isteği oluşturucu telaffuzlarla konuşurlar. Gene de bazen dedikleri şeyler çok komik oldukları için kendilerine kulak kabartmadan edemeyiz.

İzlenimlerim şimdilik bu kadar, bir sonraki yazıma kadar esen kalın sevgili… şeyler… bişeyler işte.

Bi de şarkı.