Sunday, October 31, 2010

lelelelelele




ay hoşgeldiniz anacııım

*anlamsız müzik girer, i am not your freud sabahın köründe pırıllı yırtmaçlı gece elbisesi ve avize küpelerle anlamsızca danseder*

birbirinden nefis tariflerle yine karşınızdayım sevgili hanımlaaaar

bugünkü yemeğimiz sofraların sultanı, elit kesimin vazgeçilmezi sebzeli makarna

hemen malzemelerimizi söylüyorum not alalııım

sebzeeee

makarnaaaaa

kaçıranlar için tekrar ediyorum: sebzeee, makarnaaa

gelelim yapılışına:

makarnamızı pişiriyoruz, sebzelerimizi pişiriyoruz (yemek malzemelerini anlamsızca benimsemek)

veee sıcak sıcak servis ediyoruuuuz

soğursa ısıtıyoruuuz, sıcak servis ediyoruz, sıcak yiyoruz. sebzeli makarna bu sonuçta, intikam değil. ahahaytt

aklını kaçıranlar için tekrar ediyoruuum: ERÖRÖÖÖ

yayında ve yapımda emeği geçen herkese nanik. esen kalın.

Saturday, October 30, 2010

gerizekalının tekisin

patlamanı istiyorum

diğerleri gibi

çünkü hep aynı.

kimsenin yaklaşmasını istemiyorum.

vermek istemiyorum kalbimin ipini

başkası alsın yanını

kırılganmış

o kadar yoruldum ki

olmazmış

senden önce de yalnızdım

öyle bırak beni

telefona bakmak çok saçma

istemiyorum elindekini

kendini bana açma

kimin içi ağlıyor şimdi?

Monday, October 18, 2010

snap out of it




geçen gün bi cafe'de arkadaşımla onun köpeğine o esnada bestelediğimiz "seni gidi küçük fare" şarkısını söyleyip köpeği dansettirirken artık neden erkek arkadaşımız olmadığını merak etmemeye karar verdik :)

yine aynı arkadaşımla konuşurken dönem dönem bi adamı takıntı haline getirmezsek rahat edemediğimizi farkettik. sevgili olmasına gerek yok. takıntı haline getirince de rahat edemiyoruz gerçi. mütemadiyen rahatsızız. "madem huzurlu bi ilişki yaşayamıyorum, o zaman huzursuz bir bekar olayım" mıdır nedir bunun mantığı çözemedim. sonra kendime kızıyorum ya manyak mısın taktın elin adamına bıraaaaak aaaaa madem bekarsın bekarlığını yaşa "oooh kafam rahat hops hadi kanka eller havaya" yap diye. eller havaya yaparken gözün fıldır fıldır olmasın ay o mu geldi aman bunu mu dedi diye. diye diye ne diye?

yeni geçici ev arkadaşım ispanyola her gün düzenli olarak çamaşır yıkıyo, sevgili yumoşla yıkanmış çamaşır kokulu yatak örtülerim. kız resmen boş zamanlarında ispanyaya telefon etmekten, mutfakta rastladığı ev ahalisini o gün başına gelen her şeyi en ufak detayıyla anlatarak kitlemekten ve çamaşır yıkamaktan hoşlanıyo. bi yandan da iyi bi kızcağız, gıcık oldukça kendimi kötü hissediyorum. sonra bişey yapıyo, geçiyo bu hislerim.

o elektrik faturası bi gelsin ispanyola, bütün şarkılarım hep sana olucak.



edit: şekil 1-a: kız kalbini almış orda beklerken uygun bir aday oradan geçmiş bulunuyordu

Saturday, October 9, 2010

akşama incilerin efendisi başak'ta kızlar gecesi var

unintended:
ok hazirlaniorum o zaman simdi cikmama yakin haber veririm sana

i am not your freud:
tamam aşk böceğim

unintended
şık olcam ama bilesin : )

i am not your freud:
neden
kime süsleniyorsun
şıllık

unintended:
size anam
bunca zaman sonrasının şerefine : )

i am not your freud:

ahaha

unintended:
sonra spontane dışarı çıkalım diyince
bipa sendromu yaşıorum (editörün notu: bipa sendromu, son paragrafa bakın)

i am not your freud:
ahahahaha

unintended:
kaşlarım gelio aklıma

i am not your freud:
ya başakların köyünden spontane dışarı çıkılmaz
rahat ol

unintended:
hahaha nolur nolmaz

i am not your freud:
süt sağmaya çıkarız en fazla

unintended:
tamam
ineklere seksi gözükmek isterim

i am not your freud:
jahskjdhsköfhskjdf
gerizekalı :)

Friday, October 1, 2010

amca baba yarisidir yavrum




nuri alco nerelerde napiyo diye merak edenleriniz varsa söyliyim; amerika'da tv programi var, suclulari falan yakaliyo. en bilindik yöntemi ise viskilerine ilac katmakmis diye duydum.

dün yapilmamasi gereken bisi yaptim ve kahküllerimi kendim kestim. fena olmadi ama. burda kuaförler acaip pahali, bi föne 40 lira verdiginizi düsünsenize. burda hic gitmedim o yüzden. her türkiyeye dönüsümde rapunzele bagliyorum ve ilk is kuaföre kosuyorum.

gecen gün vize uzatmak icin gereken belgeleri toplamaya gittik unintended'la. evet evet kendisi yasiyo. bazen ortadan kaybolur, sonra cikar bi yerlerden. neyse iste belge alirken bi memure hanim teyzeyle aramizda gerilim oldu. buranin memurlari genellikle insani döver, özellikle yabancilari tabi. bi asagilamalar bi seyler...

memuriye: bu böyle yapilmaz bunun böyle olmadigini bilmiyo musunuz, hic düsünmüyo musunuz, inanamiyorum yani oofff bidi bidi bidi...
artik dayanamayan unintended: niye bu kadar düsmanca davraniyosunuz?
afallayan memuriye: ?! düsmanca davranmiyorum
freud: evet düsmanca davraniyosunuz ve bu tam bir avusturyali davranisi
unintended: sonucta bunlari bildiginiz icin biz size soruyoruz, biz her seyin nasil isledigini bilseydik size gerek kalmazdi di mi? herkes kendi yapardi islemlerini
memuriye: siz bütün gün burda oturup insanlarla ugrasin bakalim nasil davraniyorsunuz
unintended: ama sizin isiniz bu, burda calismayabilirsiniz o zaman (tayyip stayla)

bi de isin ilginc yani, "muhattap olmiyim, versin belgemi gidiyim, uzamasin" diye sesinizi cikarmazsaniz ooooh atarlandikca atarlaniyolar, ooh eziyolar falan. ama bi sakince karsi cikin, apisip kaliyolar. böyle bi durumda kalirsaniz siz de yapin, güzel oluyor.

alman ev arkadasim yurda döndü dün. henüz gecici ispanyol ev arkadasimizla tanisamadi cünkü kendisi ispanya'da su an. bi tanissinlar bakalim nasil anlasicaklar cok merak ediyorum. bu aksam alman ev arkadasimin avusturyali bi arkadasi ve onun norvec'te tanistigi amerikali erkek arkadasi bize yemege geliyolar. bu arkadaslar nasi bagliyo bu adamlari ya tee ordan burdan getirtiyolar ithal ediyolar, cok merak ediyorum. ayni bu irlanda'nin yarisini viyana'ya getirten avusturyali karilar gibi. bi seminer düzenlesinler cok rica ediyorum, festival gibiler katilmak istiyorum.