Friday, April 29, 2011

isyanım var ulan

deniz: eğer "ps i love you" yüzünden evlenemezsem irish tourism board'a yediririm tüm afişleri
hesabını soralım
bize böyle böyle dediniz
burada herkes bir gerard dediniz
şu at suratlı karı bile kanser edecek gerard buluyor dediniz
i am not your freud: ahshshjsahjdjhjhsajhdjhas

deniz; çok sevdiğim, çok komik, çok tatlı, çok bisürü şey bi arkadaşım. blogunu yeterince kişi okumuyo bence. okuyunuz.

geçen ay deniz'le dublin'e gittik. iki irlanda manyağı olarak st patrick's day'i kutladık geçit töreni falan izledik. tabii bi kısım beklentilerimiz vardı irlandalı'lara tanışmak bavula koyup eve götürmek gibi, olmadı onlar. sokaklar amerikalı turistlerle doluydu. zaten bence irlanda'nın %50'si amerika'ya %40'ı avusturya'ya göç etmiş, %10u da memlekette kalmış ama fazla ayak altında dolaşmıyolar. o yüzden deniz'in hali hazırdaki bikaç ayriş arkadaşıyla takıldık. aralarından bi tanesiyle türkiye'de erasmus yaparken tanışmışlardı, onu doğal ortamında görmek ilginç oldu tabi. "kanka içmeye gidiyo muyuz ehere mehere" yapan erasmus ayriş gitmiş, "bir politikacının seçim kampanyasında görev alıyorum, saygın bir mesleğim var, sizi parlamentoya götüreyim de ortam görün, hadi yine iyisiniz keratalar, ama utandırmayın beni orda haa" modeli biri gelmişti. neyse parlamento gördük hakkaten de, irlanda'nın devlet bahçeli'si konuştu falan çok acaipti. bi de ben çok beğendim irlanda'yı, tekrar gitmek istiyorum. ama bu sefer sorucam irlandalı'lar nerde saklanıyosa orasına gidicem. dublin bitmiş aga. şaka lan şaka bitmemiş dublin candır.

blogumu az çok okuyosanız bilirsiniz; dönem dönem beni sinir edicek bi adamla tanışmazsam evrenin dengesi bozulur, matrix hata verir. işte gene öyle biri çıktı şimdi. bi öyle bi böyle davranmalarıyla hayatıma neşe (!) katıyo. hayatımda birinin olmamasından bana gına geldiği için de eeeh yeter be de diyemiyorum, bakalım dicem bi ara. zaten bundan cacık olmicanı biliyodum da iyi vakit geçiriyoruz beraber, çok eğleniyoruz, ohş yakışıklı da, takılalım bakalım kafasındaydım. ama bi oo bebişim yapması bi sallamaması dengemi bozdu. seninki ego da benimki lego mu? ben de kaçan kovalanırcılık oynuyorum şimdilik ama aslında gönlümden kafasına sert bi cisimle vurmak geçiyo. bi de süper giden ilişkileri olan 2 arkadaşım var onlar da ben böyle şeyler anlattıkça "ay ne güzel ya ne değişik şeyler yaşıyosun bizim hep aynı, aah ah bekarlık" falan yapıyolar. neresi değişik arkadaşım hep aynı model adamlar beni sinir sahibi yapıyolar diyorum anlatamıyorum. "the grass is always greener on the other side" demiş atalarımız.

sizleri "dublin sokakları ve st patrick's day geçit töreni" adlı fotoğrafla baş başa bırakıyorum, sevgili gönülsel pamuk şekerler.








2 comments:

kurabie said...

ayriş insanlar cok ayrı bi tür zati..st patricki orda kutlanmıssınız negzel!
waterfordda saklanıyo olabilirler mi?

i am not your freud said...

valla olabilir çıkmaz demeyin şansınızı deneyin demiş atalarımız.