Saturday, June 18, 2011

*dikkat çekici başlık*



sınav dönemi araştırma raporu teslimi derken yine bir daralma / kaçınma / yana yana ders çalışma dönemine girmiş bulunuyoruz sevgili çikolatalı lokumlarım. çok çok baya bi boşlamışım buraları, farkındayım. sizin de bana "buralara yaz günü kar yağıyor canım ölene kadar seni bekleyemem" dediğinizi duyar gibiyim. ama o saçma sapan hava durumunun bekletilmekten hoşlanmamayla alakasını çözemedim, onu bi diyeyim de önce. adam olun.

bu ne biçim hava bi sıcak bi soğuk diye birtakım isyanlardasınız twitter'dan takip ettiğim kadarıyla. ona mesela sevgili avusturyamda mevsim normalleri deniyo. bizim haziranımız temmuzumuz öyle geçiyo. temmuzun başlarında yurda kaçtığımdan dolayı normalde bu saçma sapan havayı sadece mayıs ve haziran aylarında çekmek zorunda kalıyorum normalde ama bu sene oralar da öyle olduğuna göre kaçış yok gibi gibi.

evden haberler köşemizin bugünkü konukları eski ev arkadaşım ve yeni ev arkadaşım. öncelikle hoş geldiniz demek istiyorum onlara. 3 kız kalıyoruz evde, bir alman, bir alman, bir de freud şeklindeyiz. eskiden bi alman, bi avusturyalı bi de temel şeklindeydik, o avusturyalı gitti sonra. giderken çamaşır makinesini de götürdü. bu durum evde çeşitli isyanlara, karışıklıklara neden oldu. bi defa o çamaşır makinesi hepimizin, eve malolmuş bi makine, onu neden götürüyosun? hadi götürdün, bize paramızı neden geri vermiyosun şeklinde birtakım aymazlıklar ve anlaşmazlıklar oldu. makineyi öpt cnms kib diye kaçırırken "yeni ev arkadaşım size makine için para vericeeek-ceeeek-ceeek" diye yankılanıyordu sesi viyana sokaklarında. sonra onun yeni ev arkadaşı "alın şu 30ar euroyu siktirin gidin gerisi de beni bağlamaz aga" şeklindeki tavırlarıyla göz doldurunca olaylar boka sardı tabi. zalımsın eski ev arkadaşı, hayınsın eski ev arkadaşı şeklinde türküler yakar olduk. "30ar euro ne arkadaşım?" şeklindeki e-maillerimize cevap vermeyen bir adet eski ev arkadaşının yeni ev arkadaşı ve "ayyy beni karıştırmayın aranızda hallediiiğn" yapan bir adet eski ev arkadaşı günlerimize neşe kattı, sinir sahibi olduk. hep diyorum inanmıyosunuz, bu avusturlar çoğacaip insanlar. hayırsever bir vatandaş (alman vatandaşı) sağolsun bize kilerde duran kullanmadığı eski çamaşır makinesini hediye etti de bir nebze rahatladık şu an. o çamaşır makinesini kızlardan birinin çılgın 80'ler stayla kemerleriyle el arabasından bozma bi aygıta sabitleyip sokaklarda sürüye sürüye eve getirmemiz de ayrı bi olaydı.

şimdi evin yeni kadrosunu açıklıyorum:

sarı: yeni alman ev arkadaşımız. bikaç ay önce tanıştım, arkadaş olduk, bizim eve transfer oldu. hayatımda gördüğüm en sarışın insan, doğal platin sarısı saçları var. çok şeker. biraz deli, beni de etkiliyo, ders çalışırken evde acaip acaip sesler çıkartıyoruz. aniden gerilme huyu var ama çabuk sakinleşiyo. psikoloji öğrencisi, tetris oynamaktan hoşlanıyo.

kumral: isim bulamadım kendisine, saç renklerinden gidiyorum. 2 senedir beraber yaşadığım ev arkadaşım, bu eve aynı anda taşındık. çok şeker. bi şeye kızdığı zaman facebooktan bol göz kırpmalı mesajlar atıyo. sanırım agresyonu yumuşatmak için yapıyo ama "dolapta sütüm vardı kim bitirdi? kahve içicektim, süt kalmamış. biraz sinir bi durum ;))" diye bi mesaj gördüğüm zaman gözümün önüne gözü seyiren biri geliyo. süt nerde - sarıkız içti - sarıkız nerde - dağa kaçtı şeklinde vuku bulmuş olaylar meğer, sarıkız süt aldı olaylar tatlıya bağlandı. bu arada kumral arkadaşımız yazın istanbul'a bi dönemliğine erasmus yapmaya gidiyo, onun yerine bir dönem bize geçici ev arkadaşlığı yapan ispanyola gelicek. şurda azıcık bahsetmişim ispanyola'dan.

i am not your freud: esmer.


aşağıdaki yazıda bahsettiğim beni sinir eden arkadaşa hadisizeiygünneeer çekeli baya oluyo. geçtiğimiz haftalarda onun çalıştığı barda karşılaştığımızda (evden dışarı adımımı atabiliyodum o dönem, bu kadar çok dersim yoktu) "meraba cınımıniçi, 12de işim bitiyo, yanınıza gelirim takılırız" demesi, bahçe kısmından barın içine transfer olurken önce arkadaşımı sonra beni durdurup "gidiyo musunuz?! nereye gidiyosunuz?!" diyip içeri geçtiğimizi öğrenince rahatlaması, ardından saat 12yi geçince veda etmeden basıp gitmesi yerinde bir karar aldığımı bir kez daha doğrulamış oldu. "sizi bana sayıyla mı verdiler" adlı albümümün çıkış parçası olan "manyak yar" adlı eseri kendisine armağan ediyorum.

"i am not your freud! i am not your freud! çalışma masasına bekleniyorsunuz!" beni çağırıyolar anacım, duty is calling dedikleri şey bu olsa gerek. öperim.

2 comments:

Eliza Doolittle said...

Çok özlemişim yavlum:)
Resme ve çamaşır makinesini fino gibi eve sürüme sahnenize de pek güldüm ayrıca.

i am not your freud said...

çok boşluyorum buraları elizacan. bi üşengeçlik bi adamsendecilik. aaa :)