Friday, September 23, 2011

justiiiiiiiiiiiiin sni choq swiormmmmm ;))))))




bu aralar deniz sağolsun, yeni bi hobim var. deniz'in keşfettiği facebook grubu sayesinde hayatıma ışık geldi, artık her şey daha güzel.

14-15 yaşında justin bieber fanı kızların kurduğu "justin bieber hikayeleri" grubu. anlatılmaz yaşanır bi deneyim. oturup justin bieber'la ilgili kimi zaman erotik fan fiction'lar yazıyolar. daha önce hayatlarında herhangi bir yakınlaşma yaşamamış kızların sevişme sahnesi tasvirlerini okumak... offf... bi de bu castin bebesi, dikkatinizi çekerim yani şu resme bakın şu bebe, "tek gecelik bir maceraydı bebeğim, sen ne sanmıştın? hahahaaa" falan diyo. gözünüzün önüne getirin bi. kör oldunuz değil mi? yaaa, yaaaa!

hikayelerde genellikle saçma bi dublaj türkçesi hakim ama yer yer türk motifleri de görülüyo. justin'in sevgilisi olan aşk yaşadığı bi kızın ağzından yazılıyo. kız karakterlerin evlere şenlik isimleri oluyo. ben şahsen baş karakterin adının "nerissa, maisia" gibi böyle götten atmasyonumsu olduğu hikayeleri mi; "daisy", "macy" falan gibi köpek adı gibi olduğu hikayeleri mi; yoksa deniz'in değimiyle "büşra, kübranur, ağlama melis" falan olduğu hikayeleri mi daha çok seviyorum, bilmiyorum. hikayelerden mütemadiyen bi "barbie oynama" tadı alıyorum ve gülmekten krize giriyorum, etrafı falan tekmeliyorum. deniz ve caeromil'le resmen book club yaptık, bi hikayeyi aynı anda okuyup bi yandan yorumlar yapıyoruz.

şimdi bu kadar ballandırdıktan sonra size link vermesem ayıp tabii:



bu 3. hikaye hakkındaki nacizane yorumlarımız:

caeromil:

"gülümseyerek ve cebinden çıkarttığı I-pod'unu bana uzattı. Biraz düşündükten sonra bende o bal rengi gözler de tekrar kaybolmak isteyebiliceğimi anladım ve telefon numaramı telefonuna kaydedip hemen oradan ayrıldım.."


JUSTIN KANDIRMIŞLAR SENİ, IPODLA IPHONE AYNI GORUNUYO AMA BİRİ ARAMA YAPMIYO, BENCE İADE ET
:((


i am not your freud:
HAHSHAHAHAHAHAJHSHAHSKSAHDKASJHDKJSHKFS

deniz:

bir de o dublaj türkçesinin yanında arada "gidüyüm" gibi fiill çekimleri kullanıyorlar ya işte o zaman samanlık seyran oluyor.

oha çok fena yemişler castini

hayır koskoca castin bu, geçmiş hikayelerden biliyorsunuz ki tersi pistir

agresif adam






biz de şu anda deniz'le bi castin hikayesi yazıyoruz. yakında blog keyfinde! he eğer "sizin işiniz gücünüz yok mu?" diye soracak olursanız cevabım hazır: VAR AMA VERMEM.


uzuuun uzuuun 500 tane yorum istiorm blog yazıma gençler! yrm yaprsnız deniz'le yazdığımız mhtşm hikayeyi okuyabilirsinizzz ;)))

Wednesday, September 14, 2011

genel geyik ve şerefsizsin morrissey'den DEV hizmet




yaz bitti ama siz bir sezonluğuna aldığınız babetlerle vedalaşamıyor musunuz? üzerlerinden bülent ersoy geçmiş gibi görünmelerine rağmen onları çöpe atmaya kıyamıyor musunuz? genel geyik ve şerefsizsin morrissey yazarları sizin için yemedi içmedi, sezonluk babetlerle vedalaşmanın 4 aşamasını kaleme aldı. işte bu gerçekten harika cenifır!


1. aşama: inkar!

"yok ya o kadar da kötü gözükmüyolar aslında. giyerim ben bunları daha. hem böyle daha bi grunge oldu çok iyi oldu çok da güzel oldu, daha bi yaşanmışlık görmüş geçirmişlik hissi veriyo. hı hı."


2. aşama: iyimser kandırık!

"şu kenarları pırtlamış ama dikerim ki bunu ben! yeni gibi olur. şu soyulan yerlerini de boya kalemiyle filan boyarım, hiç belli olmaz. tabi canım nolcak. my name is baykal. derya baykal."


3. aşama: kaçınma!

"bunları da atmak lazım yaa... giyilmez artık. hmm hmm. atıcam bi ara. kısmet. ya da belki birine falan veririm."


4. aşama: yüzleşme!

"atın şunları ben bakmıyorum. attın mı?" (elle suratı kapatırken parmakların arasından bakmak)





o altı ev terliğinden hallice olan ucuz ve sevimli şeyleri senelerce giyme, kendine adeta bir dert ortağı etme hayallerinizi suya düşürmek istemem kızlar, ama bir yalanı yaşıyorsunuz! kendimizden biliyoruz.




not: ayrıca birtakım türk erkeklerinin babetlere gıcık olma fenomeni nedir? küçükken babetli dayılarca kaçırılmışlar mı? misafir geldiğinde zorla babet mi giydirmişler bunlara? neyin travması bu ya rab?

Thursday, September 1, 2011

evimizin ingiliz işgalinden kurtuluşunun 1. gününü bisküvi yiyerek kutladık



biliyorum bu resmi önceden koymuştum ama şu anda daha uygun bi resim olamaz. avusturya'ya döndüğümde bi de baktım evimiz ingiliz mandasında. bi tane kız vardı, ev arkadaşlarımızdan biri yokken onun odasını kiralamıştı 1 aylığına. bu kız işte ingiliz, bi kız bi de bizim sarıkızla kenks(ti). işte o gelirken ingiltere'deki 19 yaşındaki bebelerin yarısını yanında getirmiş. ev oldu mu sana skins dizisi? 4 kişi bizim evde bi odada kalıyolar, bi de gece çıktıklarında eve dönmek isteyen olursa anahtarı verip yolluyolar, sonra diğerleri sabaha karşı gelip kapıda kalıyo. zavallı sarıkız 2 kere üst üste sabahın 6sında uyanıp bunlara kapıyı açmak zorunda kaldı. hatta apartman kapısı kilitli olduğu için aşağı inip bi de o kapıyı açması gerekti. neyse ki ben derin uyuyorum. bi de kızıyosun, özür dileriz diyip gene yapıyolar. son gecelerinde onlar dışardayken sarıkız zili geçici olarak bozdu, araya bi kağıt falan sıkıştırdı, evin zili çalmıyo. "naparlarsa yapsınlar, ben uykusuz kalıp işe uykusuz gitmekten sıkıldım, aynı anda eve gelsinler" dedi. çünkü birisi anahtarla önceden eve giderse ve uyursa kesinlikle telefonunu da kapıyı da duymuyo, olan sarıkız'a oluyo. sabah kalktım baktım beni aramışlar defalarca, sessizdeydi telefonum. bi arkadaşlarında oturup sabahlamışlar sonra, kendi arkadaşları uyanana kadar.

bütün bunların yanı sıra evi bok ettiler, ne bi bulaşık yıkıyolar, ne tabaklarını kaldırıyolar, kötü kokuyolar, o oda zaten oldu sana gaz odası... ama asıl olay evden çıktıkları gün patlak verdi. kız geçici kiraladı odayı dedim ya, bunların hırvatistan'a festivale gidicekleri gün kadrolu geçici ev arkadaşımız ispanyola o odaya taşınıcaktı. gitmeden odayı temizlemeleri gerektiğini 100 kere söylememize rağmen eve bi geldik, savaş alanı. ben salonu toparlamaya başladım, sarıkız da odayı temizlemeye başladı ama nası sinirlendik belli diil. tam 3 saat boyunca evi dezenfekte ettik. o odadan neler çıktı! çöpler, her yerde dolu kül tablaları, yerde tanga, benim bi tane tişörtüm?! resmen bi kısım eşyalarını alıp gitmişler. bikaç gün sonra avusturya'ya dönücekler diye eşyalarının yarısını da odada bırakmışlar; laptoplar, kıyafetler... insan taşınıcak o odaya dedik, sallamamışlar. biz de bütün eşyalarını dev bi çöp torbasına doldurup kilere koyduk. bugün dönmüş olmaları lazım, nerde kalıcaklar bilmiyoruz. bi ara bize gelip eşyalarını almaları lazım, asıl o zaman gerginlikler patlak vericek. bi de bu asıl kiracı olan kız, dediğim gibi, sarıkız'ın en yakın arkadaşıydı. ben hiçbi arkadaşımla kapı zilini bozucak mertebeye gelmedim. onların da araları bozuldu baya bi, gerçi bi tavşan-dağ muhabbeti var, ingiliz kızın pek salladığı yok, ama sarıkız ondan "ex best friend" diye bahsediyo.

ay bi de ben yokken odama girmişler bişiler yapmışlar, öf düşündükçe uyuz oluyorum. o ingiliz kız baya baya takılmış sanırım odamda erkek arkadaşıyla, kanıtlar o yönde. ama kabul etmiyolar. adamların kanında mı var istila etmek nedir, burası irlanda diil kardeşim, çekin işgal kuvvetlerinizi diyesim geldi. neyse, bundan sonra nah size bizim ev diyerek sınırımızı çizdik, artık burdaki son 2 günlerinde sokakta mı yatarlar naparlar bilmem.