Tuesday, November 15, 2011

sigh

iskandinavların kalpleri soğuk ve karanlıkla terbiye ediliyomuş, bi nevi marine oluyomuş. ondan öyle güzel müzik yapıyolarmış. ondan öyle derinmiş gitarları, sözleri.

hala konuştuğum tek eski erkek arkadaşım olan kişi profiline bi şarkı koydu. dinlerken bi baktım 19 yaşındayım. çizgili şeyler giymekten hoşlanıyorum. power puff girls çantam var. sevgilim beni beğensin diye makyaj yapmıyorum, yaptıysam siliyorum. beni kendince sevdiğini biliyorum ama daha çok sevmesi için gözlerinin içine bakıyorum. bazen köpeğine söylediği sevgi sözcüklerini kıskanıyorum; bana bu kadar yoğun, hisli şeyler söylemiyo diye. bazen düşünceliliğine hayran oluyorum, bazen duyarsızlığına ağlıyorum. daha naifim, daha kırılganım. bu 4 dk 25 saniye boyunca 19 yaşındayım.

eski şarkılardan konuşuyoruz şimdi. zaman çok acaip bişi, geçiyo falan.

ekim sonunda paris'e gittim bi haftalığına. bi arkadaşımı ziyaret ettim. sokaklarda yürüyüp bol bol fotoğraf çektik. bi de bu ayfonlarda falan bi efekt oluyo ya; çektiğin her fotoğraf amelie filminden bi sahneymiş gibi görünüyo. ondan istiyorum fotoğraf makineme. boş boş kaldırımı çekiyosun, his fırtınası oluyo... neyse işte, çok güzel şeyler gördüm, sokaklar, binalar... şarap içtik peynir yedik. masal şehri gibi bi yer. geçen hafta da norveç'ten bi arkadaşım geldi buraya beni görmeye. 3 senedir görüşmüyoduk. çok eğlendik beraber. neticede yorgun ama mutluyum, çikolata kaplı çileklerim.

burası çok soğuk oldu, battaniyemle simbiyotik bi ilişki yaşamak istiyorum.