Tuesday, October 9, 2012

şu anda çok aşık olduğum için zihinsel fonksiyonlarımı ihtiyaç sahiplerine dağıttım. iki lafı bir araya getirebildiğim, olayın bi anda yalan olmicağına ikna olduğum ve bu insanın gerçekten var olabildiğine inandığım zaman döneceğim ve yazacağım efendim.

Thursday, August 9, 2012

yaz falan

şu anda güzide bir tatil beldesinde annemle babamın yanında tatil yapmaktayım. aile saadeti ve cinneti yin yang'inden kombo beğenirken bir yandan da denize girmekteyim. buranın kötü yanı genç insan yok bi de gidecek yer yok. bizim siteden yan siteye geçip dondurma alıp gelmek akşamları yaptığım en büyük çılgınlık oluyo. ben de kendimi kitaba, okumaya, ilme verdim. her yaz olduğu gibi bu yaz da bir freud okuma kampanyası yürütmemin yanı sıra bi de geyiğine cosmopolitan aldım bu ay ve anladım ki son 10 senede hatta belki 20 senede kadın dergilerinin gündemi zerre değişmemiş arkadaş. yıllar önce alıp atmayı unuttuğum bi kadın dergisi vardı evde, onunla da karşılaştırdım. konular aşağı yukarı her sayıda şöyle:

-erkeğinizi yatakta çıldırtıp takla attırmanın 25 seksi yolu (ki genelde bu çılgın fikirler "yatakta pis pis konuşun, ana avrat düz gidin"den öteye geçemiyo)
-erkeklere sorduk: neden seks?
-düz bir karına sahip olmanın 56 yolu
-test: eski sevgilinizi unutabildiniz mi? (soru 1: onu düşünüp ağlıyo musunuz?)
-erkek gözüyle: (burda adının cenk, emre falan olduğu iddia edilen insanların ilişkisel konulardaki çeviri türkçesi yorumları bulunuyo)
-burcunuza göre giyim rehberi

bi de itiraf köşesi gibi bişi var, onların da gerçek olmadığı gün gibi aşikar. neden diye soracak olursanız izmir'den melike'nin "doğrusunu söylemek gerekirse tamamen rezil olmuştum. bu gerçekten de inanılmaz utanç vericiydi. bir daha o yere asla gidemedim ve sanırım bu hikayeyi sizden başka kimse bilmeyecek." şeklinde konuştuğunu sanmıyorum.

geçenlerde sahilde kendi kendime takılırken orda yazlığı olan uzak bi akrabamız gelip beni bir güzel darladı. tutturdu "bana psikolojide en önemli şey nedir, bi cümleyle özetle" diyo. ya ben yıllarımı vermişim bak hala okuyorum, sen bana bi cümle diyosun. annen de mi böyle kolaycıydı be uzak akraba? hayır bi de ben de salak salak "hangi ekole göre, hangi konsepte göre?" falan diye soruyorum. kadının duymak istediği şey belli aslında. ya "psikoloji içimizde" gibi bişi dicem, ya "sevgi" dicem, ya da işaret parmağımla kafatasıma tık tık tık yapıp "her şey burda bitiyo" falan dicem, o yoluna ben yoluna. lanet olsun içimdeki etik aşkına a dostlar.

burda yapıcak bişi olmadığından dolayı insanın bişileri düşünücek, gözlemlicek, gözden geçiricek çok zamanı oluyo. mesela yarın bir çılgınlık edip değişik bir dondurma çeşidi denemeyi düşünüyorum, ama söz vermiyim şimdi belli olmaz.





Wednesday, April 18, 2012

"the moon is closer to the sun than i am to anyone."

ben bunu ekledim bi hafta sonra dayanamayıp. sonra çok azcık biraz konuştuk, başka da bişi olmadı. bi iki bişeyimi layk etti. bugün statusüne yorum yaptım siklemedi. kendisine bi tek lafım var artık, o da happy bunny'den geliyor: "whatever, you moron".

fakat ne acaip geyikler di mi, yok layk etti yok poke etti? düşününce çok anlamsız geliyo.

bi de nada surf candır. kalp onlara.

Sunday, April 1, 2012

4 gün oldu hala eklemedi!!


sırf severken yanlışlıkla ağzını kırarım diye asla bir scottish fold sahibi olamam muhtemelen.




ÖF yaa

numaramı vermek istemediğimi düşünmüş olabilir gerçekten. zaten "bi gün yollarımız kesişir belki!" dediğimde geyik yaptığımı da anlamadı. sonra "ay bi gidemedi" demesin diye bildiğin koşarak uzaklaştım ordan. giderken öpmedim de.

gene de "vay canına, lanet olsun dostum, sanırım bu kız çok cool olmalı gerçekten de" diyip eklemesi lazımdı. çünkü çok özgür ruhluydum, bardan çıkıp yürürken şakasına bana sataştığında nereye gittiğimi bilmeden ters yöne basıp gidecek kadar hovardaydım, o peşimden koşup beni yakalayana kadar durmayacak kadar inatçıydım veeee veee ahhh, bilirsiniiiiz, vedalaşmalardan hoşlanmıyordum. allah bilir ilişki kavramı da çok geriyordu beni, sosyal rolleri etiket olarak taşımak bana göre diildi muhtemelen. ehlileştirilmesi gereken vahşi bir tay gibiydim ve lanet olsun ki bu çok zor olacaktı.

YANİ VERMEK İSTEDİĞİM İMAJ BUYDU AMA ASLINDA BİLDİĞİN KEDİ YAVRUSUYUM LAN BEN!

Thursday, March 29, 2012

let me kiss you

bugün beynimin %70ini istatistiğe, %30unu da bikaç ay önce tanıştığım ve bana yazan ama kız arkadaşı olduğunu öğrenip yüz vermediğim, sonra iki gün önce gene karşılaştığım, bana  "ayrıldık ;))))" yapan çocuğun neden beni facebooktan eklemediği sorusuna harcadım. kalanın 1/4üyle sakız alacaktım ama kalmadı, hepsi aktı.

ya bu çocuk dediğim de gözüme çocuk geliyo baya baya, benden bi yaş falan küçük oysa. aslında anlatıcak bişi de yok ama o kadar bişi olmuyo ki hayatımda uzun zamandır, bari bundan bahsediyim dedim. şeker aslında ama böyle çok kendine güvenli konuşuyo bazen, havasını indirmek gerekiyo arada. gerçi alkolün de etkisiyle "sen kendini tanrının kadınlara armağanı olarak mı görüyosun, ne bu tavrın?" deyiverince ben, "eeöö yok aslında ben utangaç çekingen bi insanım" dedi. "hiç öyle görünmüyosun, hmm savunma mekanizması olarak böyle davranıyosun demek" diye bi de vahşi analizimi çaktım. of ne acaip tespitler yapıyorum allahım iyi ki psikoloji okuyorum yoksa hayatta kimse bilemez böyle bişeyi!!!

şimdi benim bi arkadaşım var tamam mı, o birini böyle egosunu döve döve adam etti, onun yolunu izlesem mi diye düşünüyorum, bi yandan da bu "çocuk" daha geçen gün falan ayrılmış sevgilisinden, hiç çekilmez, şimdi "ooo 1,5 yıl sonra ilk defa özgürüm bütün kızlar benim" yapıcak onu da biliyorum, o yüzden uğraştığıma da değmez bence.

bikaç ay önce tanıştığımızda çok beğenmiştim bunu, o da ağır yazmıştı. sonra kız arkadaşı olduğunu öğrendim o gece ortak bi arkadaşımızdan. sorunca "yeee evet ama bitti o iş yani bişi kalmadı aramızda" dedi. "ama ayrılmadınız yani?" "yieee yok şimdi tam diil de yiieeeni" dedi. "hadi canım ayrılınca gel" dedim gittim. iki gün önce gene karşılaştık işte aynı pub'da. ben bi arkadaşımla yemek yiyodum. arkadaşım erkek. ben tuvalete giderken karşılaştık, selamlaştık sonra masaya döndüm. derken bu bizim masaya shot yolladı garsonla ahaha. size yan masadan shot gönderdiler gibi. arkadaşım da "aa hadi yanlarına gidelim shot beraber yapılır, o kadar göndermiş" falan dedi. ben de hiç gene bulaşmak istemiyorum buna ama arkadaşım ısrar edince gittik. önceleri benle konuştu sonra arkadaşıma bi sardı, futboldan falan konuşuyolar bi de, yok ingiliz ligi bilmemne, en ufak bi katılma ihtimalim yok. "lan bu benim arkadaşa mı meyilli?" diye düşüncektim nerdeyse. ama hiç aleni yazmıyo bu sefer. ben birine bişi anlattığım zaman kulak kabartıyo ama. bi de bi ara lafın arasına böyle "hee benim de kız arkadaşım vardı ama ayrıldık yürümedi" diye sıkıştırdı. sonra ilerleyen saatlerde baş başa kalınca "ben zaten o shot'ları havayı koklamak için yolladım, bilmiyodum yanındaki erkek arkadaşın mıydı, öğrenmek istedim" dedi. yani adam bana bariz bir şekilde hürrem sultan çekti arkadaşlar (ki ben bu tür entrikalara "hürrolamak" diyorum). efendiii efendiii! sen hürroysan ben daha hürroyum.

tam öpmek için eğildiğinde "bütün gece beni öpmek istedin di mi?" dedi gülümseyerek. ittim, ters ters baktım (ben de az filiz akın değilim, bi de tokat atsaydım tam olucaktı). güldü. "ben bütün gece seni öpmek istedim" dedi. öpüştük.

neyse bununla işimiz var yani. ya da yok, bilmiyorum. vedalaşırken önce bi facebook'tan eklerim seni dedi, daha sonra telefonumu istedi, veremedim çünkü numaram değişti ve yeni numaramı ezberleyemedim. "e çaldır beni" dedi, şarjım bitmişti "çaldıramam şarjım bitti" dedim. telefonumu vermek istemedim de ayak yaptım mı sandı acaba?

"eğer kaderimizde tekrar görüşmek varsa, bi gün sokakta karşılaşırız! hiç beklemediğimiz bi anda yollarımız kesişir!" dedim en tiyatral ve dalga geçer halimle, ellerimi kollarımı sallayarak. gülmedi. "ya da facebooktan ekliyim ben seni" dedi. "tamam öyle yap" dedim. bu vedalaşma fazla uzamıştı. görüşürüz dedi, görüşürüz dedim, gittim.

şimdi ben olsam kendime derim ki nedir bu kadar yani neyine takıldın, çok acaip muhabbetler mi ettiniz? yoo. tipini beğeniyorum. bi de eğlendik. bar kapanırken yanımıza garip bi adam geldi bize sardı, ona saçma sapan şeyler uydurup anlattık. güldük. çok acaip bi paylaşımımız olmadı ama. he işte oraya gelicem, nedir biliyo musun, karşıma kimse çıkmıyo benim, böyle bi bin yıldır falan. kimse. biriyle tanışıp biraz beğenince de böyle kafama takıyorum, saçmalıyorum.

he saçmalamak dedim de, bunun yanında geyiğine bi iki saçmaladım, bana garip garip baktı, ev arkadaşım sarıkızla olan interaksiyonlarımızı görürse benle bi daha konuşmaz sanırım. düzenli olarak birbirimizin burnuna basıp "bzzz" dediğimizi ve bununla eğlendiğimizi, rastgele zamanlarda birbirimizin odasına girip "düüt" diyip gittiğimizi ya da birbirimize "düüt" diye mesaj gönderdiğimizi, olmayan bişeyler hakkında uzun uzun konuşup etrafımızdakilere mavi ekran verdirtmekten hoşlandığımızı falan görse koşarak uzaklaşır gibime geliyo. sarıkızın erkek arkadaşı böyle şeyler olduğu zaman bize katılıyo, hiç bozmuyo mesela. çok mutlular. hem onun için seviniyorum, hem de artık iki ev arkadaşımın birden manitalı olmasından dolayı aşk böcükleri arasında kaldıkça "aslında kapıyı biraz açık bıraksam odama kediler dolar gibi, e çöp oda olma riski zaten var, hayır madem hayatımı yalnız geçiricem, bari yordamına göre yapayım şu işi" diye düşünüyorum.

Tuesday, January 10, 2012

ah ayartan yar





arkadaşımla evde 90'lar türkçe pop gecesi yapıyoruz da, gökhan kırdar'ın ah ayartan yar klibinin bi acid trip esnasında çekildiğine karar verdik.


michael jackson ceketli bi gökhan kırdar resmi var.

dil çıkaran küçük bi kız var. bunun üzerine, korkunç saçlarından gökhan kırdar'ın küçüklüğü olduğunu düşündüğümüz bi çocukla kız itişiyolar. fakat duvarda da gökhan kırdar resmi var aynı zamanda.

bütün bunlar olurken odada işlevsiz bi anne var.

5 kişinin katıldığı balo gibi bi ortam var.

gökhan kırdar bi kıza arkadan zombi gibi yaklaşarak yazıyo, kız "istemem, ıyy, git başımdan" yapınca da takdire şayan bi sükûnetle tabak çanak kırıyo.
bi kadın çatal bıçak çalıp sütyenine dolduruyo.

bi yerler yanıyo.

gökhan kırdar'a da yazan seksi bi kadın var bu arada, yanlış olmasın. uzun kıvırcık saçlı olsa da onun da talipleri var. metalcilere başka tabi.

gökhan'a yazan seksi abla gidiyo başka bi ablaya arıza çıkarıyo, o diğer abla da bunun elbisesini yırtıyo.

önceden gökhan kırdar'ı hunharca reddeden kız gelip sırnaşıyo. eli değmişken o da bi tabak kırıveriyo ki gökhan'a "ben de sendenim bebeyim" mesajı gitsin. sonra o kadar çok sarılıyolar ki deprem oluyo avize sallanıyo, sonra da düşüyo. (senaristin bişiyleri kırma, dökme, düşürme sevdasını freudyen bir bakış açısıyla inceleyiniz - 40 puan)

sonra gökhan kırdar o kadınla bi pegasusa binerek olay yerinden uzaklaşıyo.

takdir sizin. ben acid kafası diyorum. 

Monday, January 9, 2012

knockin' on heaven's door

bu arada biz böyle bişi yaptık:



gitar çalan bi arkadaşım var onun da şarkı söyleyen bi arkadaşı daha var, kendi çapımızda eğleniyoruz, mutlu oluyoruz. bu kaydı bugün yaptık, kızla ilk defa beraber söyledik bu şarkıyı, kaydı da hemen yaptık görmek için. ben de dayanamadım koydum buraya. daha çok yeni yani, çok başındayız işin. ilk söyleyen videoda azıcık görünen kız, sonraki kıtayı ben söylüyorum. kaydı da telefonla yaptık bu arada.

Saturday, January 7, 2012

free falling

bu aralar blog yazmak yerine oturup muhteşem yüzyıl'ın daha önce izlemediğim eski bölümlerini izliyorum. biraz içime kapandım galiba. döneceğim.