Thursday, March 29, 2012

let me kiss you

bugün beynimin %70ini istatistiğe, %30unu da bikaç ay önce tanıştığım ve bana yazan ama kız arkadaşı olduğunu öğrenip yüz vermediğim, sonra iki gün önce gene karşılaştığım, bana  "ayrıldık ;))))" yapan çocuğun neden beni facebooktan eklemediği sorusuna harcadım. kalanın 1/4üyle sakız alacaktım ama kalmadı, hepsi aktı.

ya bu çocuk dediğim de gözüme çocuk geliyo baya baya, benden bi yaş falan küçük oysa. aslında anlatıcak bişi de yok ama o kadar bişi olmuyo ki hayatımda uzun zamandır, bari bundan bahsediyim dedim. şeker aslında ama böyle çok kendine güvenli konuşuyo bazen, havasını indirmek gerekiyo arada. gerçi alkolün de etkisiyle "sen kendini tanrının kadınlara armağanı olarak mı görüyosun, ne bu tavrın?" deyiverince ben, "eeöö yok aslında ben utangaç çekingen bi insanım" dedi. "hiç öyle görünmüyosun, hmm savunma mekanizması olarak böyle davranıyosun demek" diye bi de vahşi analizimi çaktım. of ne acaip tespitler yapıyorum allahım iyi ki psikoloji okuyorum yoksa hayatta kimse bilemez böyle bişeyi!!!

şimdi benim bi arkadaşım var tamam mı, o birini böyle egosunu döve döve adam etti, onun yolunu izlesem mi diye düşünüyorum, bi yandan da bu "çocuk" daha geçen gün falan ayrılmış sevgilisinden, hiç çekilmez, şimdi "ooo 1,5 yıl sonra ilk defa özgürüm bütün kızlar benim" yapıcak onu da biliyorum, o yüzden uğraştığıma da değmez bence.

bikaç ay önce tanıştığımızda çok beğenmiştim bunu, o da ağır yazmıştı. sonra kız arkadaşı olduğunu öğrendim o gece ortak bi arkadaşımızdan. sorunca "yeee evet ama bitti o iş yani bişi kalmadı aramızda" dedi. "ama ayrılmadınız yani?" "yieee yok şimdi tam diil de yiieeeni" dedi. "hadi canım ayrılınca gel" dedim gittim. iki gün önce gene karşılaştık işte aynı pub'da. ben bi arkadaşımla yemek yiyodum. arkadaşım erkek. ben tuvalete giderken karşılaştık, selamlaştık sonra masaya döndüm. derken bu bizim masaya shot yolladı garsonla ahaha. size yan masadan shot gönderdiler gibi. arkadaşım da "aa hadi yanlarına gidelim shot beraber yapılır, o kadar göndermiş" falan dedi. ben de hiç gene bulaşmak istemiyorum buna ama arkadaşım ısrar edince gittik. önceleri benle konuştu sonra arkadaşıma bi sardı, futboldan falan konuşuyolar bi de, yok ingiliz ligi bilmemne, en ufak bi katılma ihtimalim yok. "lan bu benim arkadaşa mı meyilli?" diye düşüncektim nerdeyse. ama hiç aleni yazmıyo bu sefer. ben birine bişi anlattığım zaman kulak kabartıyo ama. bi de bi ara lafın arasına böyle "hee benim de kız arkadaşım vardı ama ayrıldık yürümedi" diye sıkıştırdı. sonra ilerleyen saatlerde baş başa kalınca "ben zaten o shot'ları havayı koklamak için yolladım, bilmiyodum yanındaki erkek arkadaşın mıydı, öğrenmek istedim" dedi. yani adam bana bariz bir şekilde hürrem sultan çekti arkadaşlar (ki ben bu tür entrikalara "hürrolamak" diyorum). efendiii efendiii! sen hürroysan ben daha hürroyum.

tam öpmek için eğildiğinde "bütün gece beni öpmek istedin di mi?" dedi gülümseyerek. ittim, ters ters baktım (ben de az filiz akın değilim, bi de tokat atsaydım tam olucaktı). güldü. "ben bütün gece seni öpmek istedim" dedi. öpüştük.

neyse bununla işimiz var yani. ya da yok, bilmiyorum. vedalaşırken önce bi facebook'tan eklerim seni dedi, daha sonra telefonumu istedi, veremedim çünkü numaram değişti ve yeni numaramı ezberleyemedim. "e çaldır beni" dedi, şarjım bitmişti "çaldıramam şarjım bitti" dedim. telefonumu vermek istemedim de ayak yaptım mı sandı acaba?

"eğer kaderimizde tekrar görüşmek varsa, bi gün sokakta karşılaşırız! hiç beklemediğimiz bi anda yollarımız kesişir!" dedim en tiyatral ve dalga geçer halimle, ellerimi kollarımı sallayarak. gülmedi. "ya da facebooktan ekliyim ben seni" dedi. "tamam öyle yap" dedim. bu vedalaşma fazla uzamıştı. görüşürüz dedi, görüşürüz dedim, gittim.

şimdi ben olsam kendime derim ki nedir bu kadar yani neyine takıldın, çok acaip muhabbetler mi ettiniz? yoo. tipini beğeniyorum. bi de eğlendik. bar kapanırken yanımıza garip bi adam geldi bize sardı, ona saçma sapan şeyler uydurup anlattık. güldük. çok acaip bi paylaşımımız olmadı ama. he işte oraya gelicem, nedir biliyo musun, karşıma kimse çıkmıyo benim, böyle bi bin yıldır falan. kimse. biriyle tanışıp biraz beğenince de böyle kafama takıyorum, saçmalıyorum.

he saçmalamak dedim de, bunun yanında geyiğine bi iki saçmaladım, bana garip garip baktı, ev arkadaşım sarıkızla olan interaksiyonlarımızı görürse benle bi daha konuşmaz sanırım. düzenli olarak birbirimizin burnuna basıp "bzzz" dediğimizi ve bununla eğlendiğimizi, rastgele zamanlarda birbirimizin odasına girip "düüt" diyip gittiğimizi ya da birbirimize "düüt" diye mesaj gönderdiğimizi, olmayan bişeyler hakkında uzun uzun konuşup etrafımızdakilere mavi ekran verdirtmekten hoşlandığımızı falan görse koşarak uzaklaşır gibime geliyo. sarıkızın erkek arkadaşı böyle şeyler olduğu zaman bize katılıyo, hiç bozmuyo mesela. çok mutlular. hem onun için seviniyorum, hem de artık iki ev arkadaşımın birden manitalı olmasından dolayı aşk böcükleri arasında kaldıkça "aslında kapıyı biraz açık bıraksam odama kediler dolar gibi, e çöp oda olma riski zaten var, hayır madem hayatımı yalnız geçiricem, bari yordamına göre yapayım şu işi" diye düşünüyorum.

No comments: